ALTIN ŞEHİR DİNAR’DA SOSYAL HAYAT (LOKANTALAR VE HELVACILAR)

  • 22 Nisan 2016
  • 1.132 kez görüntülendi.
ALTIN ŞEHİR DİNAR’DA SOSYAL HAYAT (LOKANTALAR VE HELVACILAR)

MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN—-RAİF ÖZTÜRK

raifozturkavatar

ALTIN ŞEHİR DİNAR’DA SOSYAL HAYAT

(LOKANTALAR VE HELVACILAR)

 

Dinar’ın altın çağının bir önemli lokantası da, yine Dörtyol Mevkiinde Durak Lokantası’nın hemen karşısında 1962 yılından 1990 yıllarına kadar hizmet vermiş olan “Bahçeli Saray Lokantası”dır.

Dinar’ın tanınmış kahveci ve lokantacı esnaflarından olan Necati Öztürk’ün bu lokantası, Dinar Dörtyol mevkiinin bir dönem cıvıl cıvıl, hareketli bir hayat sürmesinde etkili olmuştur. Orta ikinci sınıftan, eğitim enstitüsünü bitirerek, 1974 yılında öğretmen olarak atanıncaya kadar, orta ve yüksek öğrenimimin yaz aylarında önceleri garson, daha sonraları kasadar olarak çalıştığım bu lokanta da Dinar’ın sosyal ve ekonomik hayatında iz bırakmış yerlerden birisidir.

Önemli bir kavşak noktasında bulunan bu lokanta; başta ünü il sınırlarını aşmış Ispartalı Hasan Usta (Topal Hasan) olmak üzere mutfakta ikisi aşçı yardımcısı olmak üzere 8, dışarıda 12 ‘si garson olmak üzere 20 kişiyle Dinarlıya yıllarca ekmek kapısı olmuştur. Bu lokanta ayrıca onlarca kaymak lokumu, çiklet ve yerli meyve satan satıcılara da kazanç kapısıydı. Çünkü bu lokanta o yıllarda Dinar üzerinden giden tüm Antalya, Ankara, İstanbul ve Konya otobüslerinin yemek molası verdiği yerdi. Yemek saatlerinde onlarca otobüsün bu lokantada konaklamış olmasından bu mevkideki bakkallar da uzun yıllar yararlanmışlardır.

Bu lokantanın bir başka özelliği de, tıpkı İmren Lokantası gibi Dinar’ın memur ve varlıklı esnaflarının yemek ziyafetlerini verdiği, hemen her tatil gününde bir araya gelip yiyip içtikleri özel bir yer olmasıdır. Dinar’ın hâkimleri, savcıkları, okul müdürleri, banka müdürleri, değişik kurumlarda görevli memurları genelde o yıllarda bu ünlü lokantanın müdavimdir.

Hemen her hafta sonu üç beş ziyafet masasına servis açıklan bu lokanta da ben; o yılların kaymakam, savcı, hâkim, siyasetçileri, çeşitli kurum müdürlerini, Dinar’da ün yapmış pek çok doktoru, varlıklı esnaflarını tanıdım. Özellikle yaz aylarında rengârenk ışıklarla aydınlatılan havuzlu bahçesinde yer bulunmayan bu lokanta, şehirlerarası yol kavşağında olması sebebiyle de pek çok ünlü siyasetçiyi, sanatkârı ve ünlü kişiyi ağırlamıştır. Nitekim ben bu lokantada çalıştığım süre içinde pek çok bakan, milletvekili, vali, bürokrat, tiyatro sanatçısı, sporcunun yanı sıra Türkan Şoray, Cüneyt Arkın, Yılmaz Köksal, Hülya Avşar, Nuri Sesigüzel, Hülya Koçyiğit gibi ses ve set sanatçısını yakından tanıma fırsatı buldum.

Bu lokanta Dörtyol mahallesinin şenliği Dinar’ın kazanç kapılarından birisiydi. Çoğu güzelliğimiz gibi bu lokantalar da hayatımızdan çekildi. Dinar eski hareketliliğini, canlılığını kaybetti.

Dinar’da bir taraftan lokantalar bir bir hizmete girerken, bir yandan da helvacı esnafı lokantaların işlevlerini görmüşlerdir. 1940’tan sonra büyük kısmı Isparta’nın Şarkîkaraağaç ilçesinden göç ederek gelen ve Dinar’da şeker, lokum, tahin, helva imalatçılığı yapmaya başlayan helvacı esnafı, Dinar’ın sosyal ve ekonomik hayatında çok etkili olmuşlardır. Bu imalatçı esnafı imal ettikleri lokum, helva, kaymak şekeri, kaba şeker, tahin gibi gıda ürünleri ile meşhur olmuşlardı. Dinar ve havalisi ihtiyaçlarını Dinar’da üretilen ve adları zaman içinde ünlenen bu helvacı esnafından temin etmişlerdir.

Dinarlı tatlıyı çok sever, bunu bilen bu imalatçı esnafından Ethem Kaplan, Mehmet Şenol, Kel Mehmet Lakabı ile bilinen Helvacı Mehmet Özkul, İ.Hakkı Altıparmak ve Leblebici Yusuf Sarıaltın, imalâthanelerinin bir bölümünü Dinarlıya ve dışarıdan günübirlik Dinar’a gelenlere hitap eden helvacı lokantaları haline getirmişlerdir. Bu helvacı esnafının imal ettiği ve halkımızın kesek helva dedikleri tahin helvası, beyaz köpük helvası ve tahin ile şeker matının belli oranda karışımından meydana gelen tahin karması çok meşhurdu. Hem daha ucuz olması, hem de Dinarlının tatlıyı çok sevmesi sebebiyle bu helvacı dükkânları yemek saatlerinde lokantalardan çok daha kalabalık olurdu. Bu helvacı lokantaları (dükkânları) zaman içinde öylesine ünlendiler ki, özellikle Cuma günü ile Salı günleri, civar köy ve kasabalardan Dinar Pazarına gelenlerin uğramadan gitmedikleri yerler haline geldiler.

Helvacı dükkânlarında öğle vakitlerinde yer bulmak için sıra bekleyenler olur. Masaya oturanlar ya tahin karması, ya köpük beyaz helva, ya da dilimlenmiş tahin helvayla karınlarını doyururlar. Sipariş verilen tatlı genelde 200 gram olur, yanında yarım fırıncılı ekmek verilirdi. Bazen yarım ekmek bir ekmeğe, 200 gram tatlı yarım kiloya çıkardı. Öğlen burada kendi karnını doyuran köylü vatandaşlarımız bazen bir, bazen iki kilo tahin helva ya da köpük helva alır, bunu da ev halkına götürürdü. Köyden şehre aile fertlerinden biri gitti mi, dönüşte ondan köye helva ile dönmesi beklenirdi. Bazı köylüler daha ucuza getirmek için tatlıcı dükkânında verdiği helva-tahin siparişinin yanına çıkınından yufka ekmeğini çıkarır, tatlıyı onunla yerdi. Tatlıcı dükkânları harman sonunda ya da pancardan sonra verilmek üzere veresiye defteri açardı. Hemen her köylü yurttaşın helvacılarda veresiye defteri olurdu.

Helvacı ve tatlıcı lokantaları sadece köyden gelenlerin uğradığı yer değildi. Çarşı esnafından özellikle esnafların yanlarında çalışan çırak ve kalfalarla, öğrencilerin de ucuza karın doyurdukları yerlerdi. İlkokuldan sonra bir yıl Kemal Atasağun’a ait eczanede çırak olarak çalıştım. Eczanenin çalışanları arasında aileden saydıkları Şükrü Kalfadan sonra bir de Mehmet Ali Gürkan vardı. Eczacı Kemal Atasağun’un -nur içinde yatsın- çok iyi bir hanımı vardı. Oğulları Lütfi, Yusuf ve kızından bizi hiç ayrı tutmazdı. Genelde öğle yemeklerinde eczanenin arkasındaki bahçeye hazırladığı yemek masasına Mehmet Ali ile beni de oturturdu. Yemeği eczanede yemediğimiz günler Mehmet Ali ile eczaneye çok yakın olan Altıparmakların “Tatlıcı Dükkânı”na gider, tahin karması yerdik.  Fırıncılı ekmek fırından yeni gelmişse sıcak, sıcak, onun tadı daha bir başka olurdu. 1965’li yıllarda yarım ekmek 200 gram tahin karması 15 ya da 20 kuruş civarındaydı.

Dinar’ın eski güzellik ve özelliklerinden saydığım tatlıcı dükkânları da yok oldu. Dinar şimdi biraz daha sessiz, biraz daha tatsız ve tuzsuz. Hayat ne yazık ki; hep iyilikleriyle iyi atlara binip gidiyor… Sanki bize “ah o eski günler” dedirtmek için özel gayret gösteriyor. Ah o eski günler!…

Saygılarımla… 21.4.2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.