BİR SOHBET YAZISI

  • 22 Ocak 2015
  • 6.053 kez görüntülendi.
BİR SOHBET YAZISI

BİR SOHBET YAZISI

Değerli okurum, on beş gün önce bilgisayarımda bir arıza oldu. Yeni yazımı o nedenle biraz geciktirdim.
Arıza giderilince ilk fırsatta Belediye Web Sitesi’ne yeni yazımı yazmaya başladım. Başka birçok yazı hazırlığım da bu nedenle notlar halinde masamda bekledi.

Arızanın meydana getirdiği önemli bir örnek de şu: önümüzdeki aylarda İstanbul’da bir yayınevi tarafından yayınlanacak “Mektuplar” kitabım için elli yıl içinde bana ünlü sanat ve edebiyatçılardan gelen 1580 mektup içinden yaptığım seçmeleri de bilgisayarıma dökemedim.

Bu kitabı merak edenler olur diye 18 Eylül 2013 günü değerli edebiyatçı- araştırmacı yazar, Hürriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Doğan Hızlan’ın “O mektuplar yayınlanmalı  yazısından bir bölümünü ve başlığının  fotokopisini de yayınlıyorum. Doğan Hızlan’ın ilk satırlarını fotokopi altı yazısından okuyacaksınız. Uzun yazısından bazı satırları da şöyle:

“Nedret Gürcan, Dinar’da Şairler Yaprağı adlı dönemin önemli dergilerinden birini çıkardı. Gürcan, aşağıda adını yazacağım önemli edebiyatçıların mektuplarını elinde tutuyor. Bu mektuplar yayınlanmalı. Yalnız edebiyat tarihi açısından değil, kişisel ilişkiler için de belgesel değeri var…”

Doğan Hızlan uzun yazısında “Nedret Gürcan, Dinar’da tek başına üç yıl Şairler Yaprağı Dergisi’yle Ânadolu’da şiiri var etmiştir.” diyor. Yine yazısını sürdürüyor: “Dergisinde yayımladığı Ahmed Arif’in bir şiiri yüzünden o yılların (1954, 55, 56 ) klişe suçlamasıyla, Nedret Gürcan’a komünist demişler. O zaman emniyetin yetkili mevkisinde bulunan Alim Şerif Onaran ve ilçe kaymakamının yardımıyla, Gürcan şu hayli ilginç gerekçeyle kovuşturmadan kurtulmuş. “Dinar’ın vergi rekortmeni bir ailenin çocuğu komünist olamaz.”

1

* Hürriyet gazetesinde yayımlanan Doğan Hızlan’ın uzun yazısının başlığı ve ilk satırları

 

Bana dergim yıllarında ve sonraları edebiyatçılarımızdan gelen mektupları atmadım, sakladım. Günün birinde yayımını da düşündüm. Zaten her biri o yılların edebiyatımızın havasını, kavgasını, ateşini, genel durumunu veren mektuplardı. Sevgili dost Doğan Hızlan’ın Hürriyet gazetesindeki bu önerisine sıcak baktım ve kitabın yayını için kolları sıvadım. “Mektuplar” kitabı önümüzdeki aylarda yayınlandığında Büyük Menderes’in ve “Şairler Yaprağı”dergimin kaynağı olan Sevgili Dinar’ın da haberi olacaktır kuşkusuz.

***

İşte o mektupları bana 1950-1990’li yıllarda yazan, bazılarının da derginin basım

serüvenini ve beni görmek için Dinar’a gelen o ünlü edebiyatçılarımızın adları:

Aşık Veysel (Veysel mektuplarını köydeki öğretmene yazdırıyordu), Sabri Altınel, Metin Erksan, Yılmaz Güney, Ahmed Arif, Arif Nihat Asya, Ayhan Baran, Fakir Baykurt, İlhan Berk, Kemal Bilbaşar, Yaşar Kemal, Hüsamettin Bozok, Muzaffer Buyrukçu, Necati Cumalı, Bülent Ecevit, Ferit Edgü, Özel Arabul, Metin Eloğlu, Orhan Şaik Gökyay, Talat, Sait Halman, Attila İlhan, Şahap Sıtkı İlter, Özdemir İnce, Feyyaz Kayacan, Samim Kocagöz, Mahmut Makal, A. Kadir, Yaşar Nabi Nayır, Aziz Nesin, Özdemir Nutku, Yılmaz Gruda, Mücap Ofluoğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan, Ahmet Oktay, Kemal Özer, Oktay Rifat, Suat Taşer, Naim Tirali

            (Adlarını unuttuklarım da olabilir)

                                                          

            Yılbaşı armağanlarımız!?

Web Sitesi’ne yazımın gecikmesinin mutlu bir nedeni de vardı. Belki biraz kişisel olacak ama içimden geldi, bu mutluluğu okurlarımla paylaşmak istedim, anlatmalıyım:

Türkiye’deki önemli kurumların temsilcisi olarak yıllardır yurt dışında, üç ülkede yaşayan sevgili çocuklarımızdan  bir Türk bankasının yurt dışında on üç yıldır genel müdürü oğlum Ali Niyazi Gürcan ve eşi Uz. Psikolog Funda, Uz.Dr. oğlum Barkın Gürcan ve eşi Uz. Dr. Fazıla, Uluslararası bir büyük petrol şirketinin üst düzey sorumlusu Yük. Müh. damadım Babur ve eşi psikolog kızım Etil İmirzalıoğlu, kızları İngiltere-Cambridge üniversitesi mimarlıktan mezun, bu yıl Londra’da master yapan torunum Karya; yine, Hollanda-Delft’te Ank- Bilkent Üniversitesi elektrik-elektronik mezunu master yapan torunum Yalın, yine İngiltere-Nottıngham’da hukuk ve işletme üniversitelerinde okuyan  sevgili ikiz torunlarımız İlayda ve Görkey ile yılbaşında Ankara’da günler süren özlem buluşmalarımız oldu.

torunlar

*) Solda torunlardan Görkey, Yalın, İlayda ve Karya birlikte. Altta Nuran ve Nedret Gürcan

2

Tek fotoğraf, N. Gürcan’ın beşinci torunu İrem Gürcan

 

Beşinci Torunum İrem ise O.D.T.Ü.’de lise sonda, geçen yıl okul üçüncülüğü bayrağını taşımıştı. Yılbaşı fotoğrafında görünmediği için buraya İrem’in bağımsız portre fotoğrafını koyuyorum. Torunumuz 1 Ocak 1993 doğumlu Karya İmirzalıoğlu’nun 22 yaş gününü de tüm aile yılbaşı gecesi yemeğinde kutladık.

Özlenen torunlarla yaşamanın, söyleşmenin tadını zevkini bilenler bilir. Onlarla birlikte olduğumuz  sürece yazmak, görevleri aksatmadan yapmak olası mı? Ben de o süre içinde yazmadan yaşayarak dinlenmiş oldum. Seksen üç yaşımda onlarla farklı bir ufuk ve dünya ve gençliğimde okuyamadığım üniversiteyi bile kazandım!..

Bir başka engel de şu oldu; bana zaman zaman postadan çıkan imzalı imzasız tanıdık edebiyatçılardan gelen ve aylardır masamın üstünde okunmak için bekleyen kitapları, dergileri bu boşlukta biraz olsun okuyabildim. Bunlara Dinar’dan gelen kitaplar dahil.

Bu mazeretlerimden ötürü anlayış göstereceklerini umduğum, yazılarımı bekleyen okurlarıma ve dostlara -özür dileyerek- bunları açıklamak istedim. İzninizle yılbaşında torunlarımızla birlikte olmanın fotoğrafını burada sunuyorum.

 

Sohbetimin bir parçası da Belediye Web Sitesi’ni düzenleyen gençlere:          

Şimdi, son zamanlarda oluşan ve bir süredir yazmak istediklerimi “Önce bir sohbet” başlığı altında yazmak isiyorum. Asla “eleştiri” falan değil; bu yollarda ömür tüketmiş bir ustanın -beni bir usta da sayabilirsiniz- suya sabuna dokunmayan “öneri”  ve “dertleşme” sayılabilir. Böyle anlamalı…  Gerçi eleştiri de çok masum bir uyarıdır. Beni eleştirenlere ben teşekkür borçlu olurum.

Tüm ailemizle birlikte ben, yetmiş yıla yakın yaşadığım sevgili Dinar’dan bundan on yedi yıl önce ayrıldım. İstanbul- Heyamola Yayınları arasında yayımlanan, 500 sayfalık Hoşça Kal Dinar adlı kitabım ve önceki Benim Sevgili Taşram ile Yaşanmış Taşra Öyküleri adlı iki kitabım da yaşam serüvenimi ve Dinar’ı sayfalar boyunca fotoğraf eşliğinde anlatır.

Otuz kadarını imzalı olarak Dinar’da bazı dostlara gönderdiğim bu kitaplar ne yazık ki Dinar kitapçılarında satılmadığı için Dinarlılar tarafından pek bilinmez. Ama yurdun tüm edebiyat çevrelerince bilinir. Kitaplarımda olanlarla olmayanları birkaç yıldır bir güzel oluşumla Belediye Web Sitesi’nde anlatmayı/yazmayı uygun buldum; sürdürüyorum. Okurlarımın isteği de böyle… Hoşnutlar… Sağ olsunlar…

 

Bir zamanlar Dinar

Yirmi yıla yakın süredir Dinar’da yaşamadığım için web sitesindeki yazılarımın başlığını içeriğine ve anlatıma en uygun özetle “Bir Zamanlar Dinar” olarak koydum. Belediye Web Sitesi bundan iki ay önce ekranda bazı değişiklikler yaptı. İyi mi oldu, yoksa olmadı mı.. buna okurlar karar versin… Her yeniliğe alışmak zordur, zaman ister…

Ben yetmiş yıla varan yazı yaşamım içinde Dinar dahil yurdumuzun pek çok önemli sanat edebiyat dergisinde ve gazetelerinde şiir ve yazılar yazdım; gözlerim ve yaşamım da izin verdikçe inşallah yazacağım. Bunu şunun için açıklıyorum: Bu yetmiş yıl içinde sayıları binleri geçen şiir ve yazılarımda hiçbir dergi ve gazete yazılarımın noktasını dahi değiştirmedi. Zaten basın etik kurallarına göre bir yazarın sözcükleri -izinsiz- değiştirilemez.  Her yazar yazdıklarından sorumludur.

Şimdi gelelim bizim belediyenin web sitesine. Bu siteyi düzenleyen arkadaşları tanımıyorum, adlarını bile bilmiyorum. Onlar da beni tanımazlar. Belediyemizde başta Sayın Başkan Saffet Acar en iyi ve yakından tanıyanımdır. Ve hâlâ tanıyanlar olduğunu da umuyor, sanıyorum.

Tekrar yazmak belki ayıp olacaktır ama bir kez daha bilinmesinde yarar görüyorum. Ben, tam 27 yıl Dinar Belediye Meclis’i üyeliğinde ve Ali Veziroğlu ile Kadri Veziroğlu’nun başkanlıklarında iki dönem de belediye başkan vekilliği görevlerinde bulundum.

O yıllarda da Belediye Başkanı Sayın Acar’ın izlediği belediyenin sanat-edebiyat ve kültür çalışmalarına katkılarım oldu. Televizyonsuz ama gönülden…

Yeni web site köşesi ekrana düştükten sonra -izninizle- bir dost, bir eski usta, bir bilen olarak yıllardır yazılarımın siteye uygulayıcısı değerli dostum, işadamı Turan Çekinir ve Dinarlı değerli edebiyatçı, şair ve yazar kardeşim Raif Öztürk eliyle birkaç masum eleştirimi ve isteğimi siteyi düzenleyen kardeşlerime iletmelerini istedim.  Site’yi düzenleyen ilgili arkadaşlar anlayış gösterdiler ve lütfedip bazı düzeltmeler yaptılar. Teşekkürler…

Ancak, bir iki gün önce yazımın altına baktığımda benim “fotoğrafsız!” yazım için yapılan yorumları yazımın altına değil “İlginizi Çekebilecek Diğer Konular” başlığının altına koymaya başladılar. Yazımdan hemen sonrasında olması ve okunması gereken yorumlar araya alınan ilgisiz fotoğraflardan sonraya konuyor, böylece yazımla yorumlar birbirinden kopmuş oluyor; bu olmaz!

Çok önemli ve beni üzen bir durum da şu: Yeni düzende Web Sitesi’nde yayımlanan eski tüm yazılarımı yeniden görmek istediğimde göremiyorum. Oysa, eski yazılarımdan seçerek bir kitap yapmak istediğimde kaynak olarak bu siteyi kullanmak zorundayım. Bu düzeni uygulayan sevgili ve ilgili kardeşlerim, lütfen ve lütfen beni fotoğraflarıyla birlikte yayımlanmış eski yazılarıma kavuşturun. Bir istek daha: Harf karakterlerim değişmesin…

Değerli bir şair ve edebiyatçı, merhum Özel Arabul’un elyazılı 18. Ağustos 1975 günlü mektubunun ikinci sayfasını koymamışsınız. Oysa, mektubun ikinci sayfası Özel Hanım’ın Dinar’a olan sevgisini ve duygularını yansıtıyor. Bir Dinarlı olarak bu satırların yok sayılması ya da unutulması hem merhumun ruhunu, hem Dinar’ı ve beni incitir. Mektubun ikinci sayfasının yazıdaki yerine (sitenin önceki ilk sayfasında olduğu gibi) konulmalıdır.

***

“Bir Zamanlar Dinar”   başlığının ne kadar gerekli olduğunu ise şu anda yazmak zorundayım. Örneğin, şimdiye kadar yazılarım hep bir zamanların Dinar’ından ve Dinarlılarından söz etmiştir…  Sonrası da genellikle öyle olacaktır.

Örneğin, bu yazımdan sonra Dinar’da 1958 yılının şubat ayında Cumhuriyet Alanı’nda sabaha karşı yapılan Alabayram’ın idam olayını anlatmak istiyorum. Bu öykü Yaşanmış Taşra Öyküleri adlı kitabımda yayımlandığı zaman çok okurum Alabayram’ın idam olayını okurken günlerce etkisi altında kaldıklarını söylemişlerdi. Bir yazı okuru bu denli çekiyorsa o yeniden yayımlanmalı diyorum. Şubat’ın dondurucu soğuğu ve Dinar’ın Cumhuriyet Alanı’nda idam!

Dinar’ın yaşadığı o günü, o günün şafağındaki ürpertiyi lütfen merakla bekleyiniz.

Sonraki yazılarım yine okurlarımın istekleri doğrultusunda olacaktır.

Daha sonra da 57 yıl önce Dinar’a gelen, eşi Dinar doğumlu evli iki Yunanlı ile yaptığım ilginç konuşmayı ve sonraki yazımda da mübadelen önce Dinar’da yaşayan Acem doktorun Rum karısı Eleni’nin öyküsünü anlatacağım. Bu ilginç öyküyü bana 1940’lı yıllarda Dinar’ın ünlü ilkokul öğretmeni Zehra (Gürcan) Hocanım adıyla anılan büyük yengem anlatmıştı. O yıllarda yaşanmış, ama bugün artık benden başkasının kaleme dökeceği kimsenin olmadığını sandığım Dinar’da benzer daha nice anı, olay ve öyküye de sıra gelecek.

Bu öykülerden Dinarlı olanlarla Dinar’da yaşayanların merak duyacaklarını biliyorum. O nedenle yazımın değişmez ana başlığını “Bir Zamanlar Dinar” koymuştum.

Şimdi, web sitesinin değerli uygulayıcılarından lütfen, üşümemesi (!) için “Bir Zamanlar Dinar” şapkasını yazılarımın başına giydirmelerini istiyorum.

Yani.. yeni bir mizanpaj gerekli. Lütfen…

 

“Sohbet” yazıma burada son verirken okurlarıma benim çok sevdiğim bir şiirimi yayımlıyorum. Siz acaba bir şaire sordunuz mu? “En çok hangi şiirinizi beğeniyorsunuz?” diye, bir yanıt gelecektir kuşkusuz. Benim  “Tüm çocukların ellerinden” şiirim de en sevdiğim birkaç şiirim arasındadır. Bu şiiri yazdığım zaman fotoğraflarını gördüğünüz, şimdi üniversiteler okuyan torunlarım daha 2, 3 yaşlarındalardı. Aradan yirmi yıl geçmiş. Ben evimizin park güzelliğindeki bahçesinde torunlarımı gezdirmenin mutluluğunu yaşıyorum  Görenler imrenirlerdi. Ruşen Akın vardı, sabah akşam o bahçeye çocuğu gibi bakardı. O park gibi bahçe  şimdi nasıldır acaba? Bilemiyorum. Aşağıdaki şiirim mutlu olsun isterim….

6

7

5

Şiirde konusu edilen Gürcanlar Ailesi bahçesinden görüntüler

 

Tüm Çocukların Ellerindeen

 

                                   Tutar ellerinden dedesi

                                   Balkonu açar, çıkarır onları

                                   Bahar güneşine sabahleyin

                                   Okşar yüzlerini.

 

                                   Bahçeyi gezdirir onlara

                                   Bir uçtan bir uca

                                   Havuzu gösterir

                                   Bakakalırlar fıskıyenin

                                   Yükselip alçalmasına

                                   Ellerini uzatırlar suya

                                   Oyuncaklar bulmak için.

 

                                   Karıncayı anlatır

                                   Mekik gibi

                                   Gidip gelişlerini gösterir

                                   Buğday tanelerine

                                   Ağaçlara seslenir

                                   Kiraza, duta, çamlara…

                                   Çiçeklerin şarkısını öğretir

                                   Kuş sesi kulaklarında…

 

                                   Kediler geçer yanlarından

                                   Ortalık çığlık çığlığa

                                   Şaşırır görenler

                                   Beşi bir arada.

                                   Bu bütünlüğüdür sevdamın.

 

                                   Bugün pazardır günlerden

                                   Güllerin gülüdür bahçemde

                                    Kızların kızıdır kızım

                                   Açmış tüm çiçeklerin

                                   Güzel tüm çiçeklerin

                                   Uçuşur bir uçtan bir uca kokusu

 

                                   Bunlar torunlarımdır benim

                                   Ve bütün çocukların dünyada

                                   Tutar ellerinden dedesi…

Nedret Gürcan

8

4

3

Şiirde konusu edilen Gürcanlar Ailesi bahçesinden görüntüler

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 7 YORUM
  1. Nurettin Çalık dedi ki:

    Sayın Gürcan, önümüzdeki günlerde 1958 yılında Dinarda yaşanan Ala Bayram idamını bu köşenizde paylaşacağınızı okudum. Bu idamla ilgili elimde resimler var, kitabınızda ve yazınızda kullanmak isterseniz mail adresinize gönderebilirim.

  2. Nurettin Çalık dedi ki:

    Sayın Gürcan, yukarıdaki yazınızda 1958 de yaşanan Ala Bayram idamı olayını bu köşenizde yazacağınızı söylüyorsunuz. Bu idamla ilgili bende (Ala Bayram) resimleri var, kullanmak isterseniz mail olarak size göndere bilirim. Böyle bir vesikanın sizin kitabınız ve yazınızda yer almasından mutluluk duyarım…

  3. ömer dedi ki:

    Süleyman Uysal’ ın torunu olarak Raif Bey’ e çok teşekkür ediyorum. 50 yıldan fazla sürede yazılan şiirler , kendisi sayesinde gelecek nesillere ulaşabilecek. Kendisi tıpkı Başkanımız gibi sanata ve sanatçıya sahip çıkan Dinar için nice hizmetler vermiş muhterem birisidir.

  4. Raif ÖZTÜRK Raif ÖZTÜRK dedi ki:

    Ömer Yılmaz hemşehrim çok önemli konuya temas etmiş… Teşekkürler… Dinar duyarlı hemşehrilerimizin bu tür uyarıları ile yerel değerlerine önem verecek ve Dinar ancak yerel değerlerinin kıymetini bilirse; olması gereken yerde olabilecektir.
    Milletler, toplumlar ancak milli ve mahalli değerleri ile büyüyüp, gelişebilir; geleceğe kol kanat atabilir. Bir toplumun, milletin değerlerini yaşatan ve yeni kuşaklara taşıyan aydınları, yazarları, şairleri, ozanları tıpkı yeri geldiğinde vatanı için kanlarını feda eden Mehmetçiklerimiz gibi kahramanlarıdır. Türk Milleti milli kahramanlarına, Dinar mahalli kahramanlarına sahip çıktıkça daha büyüyecek, güçlenecektir. Şair ve yazar Nedret Gürcan Dinar’ın yazın hayatındaki çok değerli bir kahramanıdır.. Daha çok değer verilmeli ve adı ölümsüzleştirilmelidir. Saygılarımla… Raif ÖZTÜRK

  5. Raif ÖZTÜRK Raif ÖZTÜRK dedi ki:

    Ömer Yılmaz hemşehrim çok önemli konuya temas etmiş… Teşekkürler… Dinar duyarlı hemşehrilerimizin bu tür uyarıları ile yerel değerlerine önem verecek ve Dinar ancak yerel değerlerinin kıymetini bilirse; olması gereken yerde olabilecektir.
    Milletler, toplumlar ancak milli ve mahalli değerleri ile büyüyüp, gelişebilir; geleceğe kol kanat atabilir. Bir toplumun, milletin değerlerini yaşatan ve yeni kuşaklara taşıyan aydınları, yazarları, şairleri, ozanları tıpkı yeri geldiğinde vatanı için kanlarını feda eden Mehmetçiklerimiz gibi kahramanlarıdır. Türk Milleti milli kahramanlarına, Dinar mahalli kahramanlarına sahip çıktıkça daha büyüyecek, güçlenecektir. Şair ve yazar Nedret Gürcan Dinar’ın yazın hayatındaki çok değerli bir kahramanıdır.. Daha çok değer verilmeli ve adı ölümsüzleştirilmelidir. Saygılarımla… Raif ÖZTÜRK

  6. Hulya_Hollanda dedi ki:

    Sizin yazilarinizi gordugum an cok seviniyorum. Merakla okudum sizin duygu dolu anilarinizi sizin dunyaniza girerek cok tesekkur ediyorum paylasimlariniz icin . Yalniz sizden affiniza siginirak paylasmis oldugunuz resminizde masanizda alkol gordum lutfen vazgecmelisiniz diyorum o zehirden . Cunki biz okurlariniz sizi saglikli gormeyi istiyoruz . sevgiler , selamlar.

  7. ömer yılmaz dedi ki:

    Sayın Gürcan’ ın, Şairler Yaprağı’ nı yayımlaması, belki de on tane edebiyat fakültesi diplomasına bedeldir . Keşke ismi Dinar MYO ‘ na verilse…

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.