BİZİM KUŞAK VE TREN İSTASYONUMUZ

  • 02 Mart 2016
  • 682 kez görüntülendi.
BİZİM KUŞAK VE TREN İSTASYONUMUZ

BİZİM KUŞAK VE TREN İSTASYONUMUZ

Eski senelere ait siyah beyaz fotoğraflar elime geçti bu gün uzun uzun onlara baktım. Ya  bayramlarda,ya  düğünlerde veya futbol maçlarında çekilmiş sararmış resimler.Bir fotoğraf topluluğu dikkatimi çekti tam elli beş  sene evvel çekilmiş,yaklaşık  yirmi arkadaş topluluğu ,saydım sağ  olarak yaşayan dört kişi kalmışız.Bizim kuşak çocukluk ve gençlik yıllarını çok sıkıntı içerisinde yaşadı.    Yokların hüküm sürdüğü yıllar.Türkiye savaşın kötü günlerinden yeni yeni kurtulmaya çalıştığı yıllar. Ekmek  bulamadığımız,bu nimetin karneyle temin edilebildiği ,zaruri ihtıyaclarımız olan gaz,tuz,yağ ve  şekerin  çok nadir bulunabildiği yıllar. Adaçayı, ot çayı  normal cayın kara üzümle içildiği yıllar.Bir zeytinin bir  dilim ekmekle katık edildiği yıllar,Dinar’da  menderes nehrinin  çok gür akması ve yatağının dışına taşarak  eski mezbaha ne, Salı pazarının olduğu yerlerden saz mevkisine kadar  ovanın bataklık olarak  sivrisinek yuvası olduğu yıllar.Buraların kurutulması için rahmetli Ali veziroğlu   çok mücadele  ederek  maddi durumu iyi olanlardan  iki günlük   yevmiye parası, maddi durumu olmayan  fakir halkında iki gün bu bataklık kurutma işlerinde çalışıp  borçlarını ödemeyi  mecbur  ettiği    yılar, sivrisinekten sıtmaya yakalanıp hastalıktan kurtulmak için tek ilaç olan” kinin” isimli hapın yutulduğu,  çok sayıda kişinin öldüğü yıllar. Üç beş senede bir defa  alabildiğimiz ayakkabıya yıllarca pençe  üstüne pençe yapıldığı açı dolu yıllar.

Bir elbisenin yıllarca üstümüzde parçalanıp, yamalı yamalı giyildiği, eskiyen pantolon dizlerine “süvarilik”   (o yılların terzileri tarafından pantolon dizlerine yapılan bir nevi  büyük yama) yaptırıldığı zamanlar,    Her eli iş tutanın mutlaka çalışması ,eve ekmek getirmesinin şart olduğu  yıllar,       hem okula gidip hem de  tarlada,babası esnafsa dükkanda, fakir, yetim  olanlarında kahvehaneleri dolaşarak sepetlerde mandalina,portakal satarak  veya bir esnafın yanında gündelikçi  çırak olarak evlerinin iaşelerini temin eden  , katkıda bulunan   ve   gençliğe adım atma  aşamasındaki  bir çok   tanıdığım arkadaşlarımın mücadele ettiği yıllar.Kışların çok sert geçtiği ve kar yağdığı zaman aylarca kalkmadığı ,Nüfusun çoğunluğu fakir ,işsiz olduğu yakacak odun bulamayıp tezek,çalı  yakarak  ailesini ısırtmaya çalışan  fedakar aile bireylerinin  soğukla mücadele ettiği yıllar. Yaz aylarında  ayakkabıların eskimemesi için yalın ayak gezinildiği   zamanlar gözlerimin önünden flim gibi geçti.

Bu olumsuzluklara karşı  İlçe’de yaşayanların  en çok hoşlandıkları , gezmek için gittikleri yer   TREN İSTASYONUYDU. Yolcular ,inenler binenler,daha çok gezmeye gelenlerle büyük bir kalabalık göze   çarpardı. Özellikle büyük şehirlere gidecek olanlar otobüsten çok treni tercih ederlerdi, daha doğrusu pek otobüste bulunmazdı gidilecek büyük şehirlere.

Dinar’ın en hareketli  ve renkli yeri  tren istasyonuydu. Bir günde iki tren geçer ve en çok da  Dinar istasyonunda mola verirdi,Sabah saat 8 de Ankara,İstanbul tarafından gelip   İzmir’e gider, Akşam saat 2o, de İzmir’den gelen tren de Ankara-İstanbul  istikametine giderdi. Dinar istasyonunda tren su  alması için bazen yirmi dakikadan fazla kalırdı. Bu zaman içerisinde İçme suyu satan çocuklar,  haşlanmış yumurta, köfte ekmek,meyve,elma şekeri  gibi  yiyecekleri satan  satıcılarla dolar taşardı.    Trene yolcu olarak gelenlerden çok gezmeye gelenler  daha fazla olurdu, tren gelinceye kadar bir aşağı bir yukarı istasyonu  guruplar halinde adımlarlardı. Tren gelince ortalık dahada   hareketlenir   inenler,    binenler, gezinenler birbirlerine karışırdı. Bu arada o zamanlarda trenlerde yiyecek içecek bulunmadığı için  Yolcular bilirlerdi Dinarda karınlarını doyurup içme suyunu bile bu istasyonda temin edeceklerini ,  bu yüzden bazı yolcular trenden iner inmez satıcılara koşar ihtiyaçlarını hemen alıp tren kalkmadan  kompartımana girmeyi yeğlerlerdi. Bu arada  onlarca  satıcıların sesleri, müşterilerin bağırılmaları görülmeye değer  olaylar yaşanırdı. Tren hareket edip gittikten sonra  gelen yolcular eşyalarıyla birlikte  istasyondan çarşı merkezine veya evlerine kadar payton ve  tek atlı  arabalarla taşınırdı. Gezmeye  gelenlerde  yine gezinerek arkadaş topluluklarıyla birlikte  şehre doğru ilerlerken,  Evlerinin iaşelerini    temin etmek amacıyla trene satışa gelen tanıdık arkadaşlarının elde kalan yiyecekleri  varsa onları ya   aralarında para toplayıp veya maddi durumu iyi olan  bir arkadaşları  tarafından  bir katkı olması amacıyla satın alınır  ve orada ayaküstü  yenirdi. Maksat o üç beş fakir  satıcı arkadaşlarının  kalan malını almakla  kendilerine ayak uydurabilmesi  bir  nebze  olsun  onları kırmadan  maddi yönden  katkıda bulunulması  amaçlanırdı.

Aşağı yukarı altı  bin nüfuslu bir ilçede herkes birbirini tanıdığı için bizim kuşakta  içimizde  fabrikatör, maddi durumu çok iyi olanlar olduğu kadar,çok fakir,yetim  her bir şeye ihtiyacı olan arkadaşlarımızla bir arada yaşadık,futbol oynadık,düğününe   gittik, cenazesinde bulunduk,maddi manevi birbirimize kucak aştık,olan giyeceğini fazla eşyasını bile olmayana verdi, birbirimizi kırmadan incitmeden  bir arada yaşadık ve şükürler olsun  bu günlere  gelebildik.O  yokluk ve sıkıntılar içinde  hem çalışıp hem de okuyanlar hepside birer iş adamı, sanatkar  veya  mevki sahibi başarılı memur olarak  hayatlarını  sürdürmüşlerdi. O yokluk ve sıkıntılı günlerde tren istasyonu bizlerin hem geçim kaynağı hem de vakit geçirdiğimiz tek eğlence, buluşma yerimizdi. O günleri yaşayanların istasyonda geçmiş mutlaka bir açı, tatlı anısı vardır. Tatlı hatıralarla hoşça kalın.

SAYGILARIMLA.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.