DİNAR ALBÜMÜNDEN TARİHİ FOTOĞRAFLAR VE YENİ KİTABIMLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

  • 01 Ağustos 2016
  • 1.486 kez görüntülendi.
DİNAR  ALBÜMÜNDEN TARİHİ  FOTOĞRAFLAR  VE YENİ KİTABIMLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

DİNAR  ALBÜMÜNDEN TARİHİ  FOTOĞRAFLAR  VE YENİ KİTABIMLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

           Değerli okuyucularım,

         Bundan iki yazı önce temmuz ve ağustos ayları için sizlerden iki ay izin istemiş, o iki ay bu sayfaları Dinar    fotoğraflarıyla dolduracağımı yazmıştım.

         Sevgili Hakkı Ezanoğlu’nun ölümü nedeniyle temmuz ayı dinlenme iznimi kullanamadım. Rahmetli Hakkı’yı yazdım, anlattım…

         Şimdi, ağustos ayı için albümümdeki tarihi Dinar fotoğraflarından bir bölümünü  kullanıyorum. Eylül ayında da Dinar fotoğraflarından bazılarını daha kullanacağım.

       Ekim ayının ilk 15 gününde (acıları tazelemek için değil; yaşadıklarımızı unutmamak için) Dinar depremi fotoğraflarına yer vermek ve ekimin kalan 15 gününü de sevgili dost Fethi Acar’ın ölüm yıldönümünde kullandığım fotoğraflarla.. şimdi de kendisini yeniden anmak için ve kullanılmayan başka aile fotoğraflarıyla kullanmayı istiyorum.

         Sağlığım yazmama izin verdiği sürece yazılarımı sürdüreceğim. Kasım ayında Dinar’ın çarşıları, esnafları ve Cennet Kızın Öyküsü yazım -yine eski Dinar fotoğraflarıyla- huzurunuzda olacak. Biraz güleceksiniz…

           Yeni kitabımla ilgili:

       Sanırım, bundan bir süre önce sizlere yeni kitabımın İstanbul’da bir yayınevi tarafından yayına hazırlandığından söz etmiştim.

           “Nedret Gürcan’a Edebiyatçı Mektupları

        adını taşıyan dört yüz sayfayı aşan bu kitap bana 1950 yılından 2000 yıllarına kadar Türkiye’nin en ünlü şair, öykü, roman yazarı, ressam ve müzisyenlerinden gelen 1580 mektup içinden seçilmiş, fotoğraflarla donaltılmış güzel bir eser olacak. İki yıldır üzerinde bir editör arkadaşımla yoğun bir şekilde çalıştığım bu kitap bu günlerde piyasaya çıkmış ve Dinar’a da ulaşmış olacaktı.

         Ama:

       Yayınevi “böyle değerli bir kitabı” yaz aylarında vitrine koymak istemedi. “Okurların yaz aylarında, tatillerini pek kitapla geçirmediğin,kitabın eylül ayında baskıdan çıkacağını” bildirdi. Kabul ettim. Bu iki ay dinlenme sürecinde de kitabın müsvette dosyasına yeniden göz attım, atıyorum… Ufak tefek yazım kusurlarını düzeltmeye çalışıyorum. Bu nedenle eylül ayına yetişecek gibi kitaba son noktayı koymuş olacağım.

      Şiir güzelliğinden etkilenip.. edebiyatla 1948 yılından başlayarak yaşamım boyunca  yoğun ilgilendiğimi, yeni kitabımda ise on yedi yaşımda başlayan bu serüvenin 1951’de iki edebiyatçı arkadaşımla (Cengiz Tuncer ve Tarık Dursun K) İzmir’de Kervan adlı bir önemli dergiyi yayımladığımızı, Dinar’a döndüğümde ise şiir sevdamın ateşi sönmeden 1954- 1957 yıllarında Türkiye’nin ilk ve tek şiir dergisi olan Şairler Yaprağı’nı yayınladığımı önceki yazılarımda ve kitaplarımda anlatmıştım.

       Nedret Gürcan’a Edebiyarçı Mektupları adlı yeni kitabım bir ilçenin/ Dinar’ın edebiyatla hemen hiç ilgili olmadığı yıllarda ünlü yazarlarımızla birlikte şiire kucak açtığını göstermektedir. Türkiye’nin en ünlü sanatçılarının Dinar’ı tanımalarını sağlamıştır. Bir iki cümle ile bunun ünlü yazar Aziz Nesin’in sözleri daha iyi anlatmaktadır:

         “Biz Habeşiştan Savaşları’na kadar Adisababa denilen yerin nerede olduğunu bilmiyorduk. Şairler Yaprağı’ndan sonra seni ve Dinar’ı öğrendik…” 23/8/ 1957 günlü mekbubundan.

           Yine ünlü bir yazarımız Doğan Hızlan da 1 Temmuz 1998 tarihinde Hürriyet gazetesinde şunları yazdı: “Nedret Gürcan, Dinar’da tek başına Şairler Yaprağı dergisiyle Anadolu’da şiiri var etmiştir”

           Hazine değerinde mektuplar:

          Ünlü yazar Doğan Hızlan’ın Hürriyet Gazetesi Bakış sütununda 18/ Eylül/ 2013 günü yayımlanan uzun yazısı “O mektuplar yayınlanmalı” başlığını taşıyordu. Değerli yazarın uyarısı da beni kamçılamış oldu. Hürriyet’teki yazısı benim yıllardır arşivimde bekleyen, her biri mücevher değerindeki sakladığım, sayfalarında sevdaların da yer aldığı 1580 mektubu yerinden çıkarıp, seçme işleminden sonra yayınlanmaları için İstanbul’da değerli bir editör arkadaşım Turgut Çeviker ile çalışmalara başlamamızı sağladı.

          Değerli yazar Doğan Hızlan, yazısında, “Tez elden bu mektuplar yayınlanmalı. Yalnız edebiyat tarihi açısından değil, kişisel ilişkiler içinde de belgesel değeri vardır. Nedret Gürcan, Dinar’da Şairler Yaprağı adlı dönemin önemli dergilerinden birini çıkarırdı. Bunlar, aşağıda adlarını yazacağım bazı önemli edebiyatçıların mektupları:

         Aşık Veysel, Sabri Altınel, Ahmed Arif, Cemal Süreyya,Arif Nihat Asya, Fakir Baykurt, İlhan Berk, Kemal Bilbaşar, Hüsamettin Bozok, Muzaffer Buyrukçu, Cengiz Tuncer, Necati Cumalı, Bülent Ecevit, Ferit Edgü, Metin Eloğlu, Orhan Şaik Gökyay, Talat Sait Halman, Attila İlhan, Şahap Sıtkı İlter, Özdemir İnce, Feyyaz Kayacan, Samim Kocagöz, Mahmut Makal, A. Kadir, Yaşar Nabir Nayır, Aziz Nesin, Özdemir Nutku, Mücap Ofluoğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan, Ahmet Oktay, Kemal Özer, Oktay Rifat, Suat Taşer, Naim Tirali, Özel Arabul, Hasibe Ayten…        

            Şimdi, kitabımı ben de merakla bekliyorum. 1940’lı, 950’li yıllardan 2010’lu yıllara uzanan mektuplarının ve edebiyatımızın en belirleyici, en keskin kalemlerinin o yıllarda edebiyat üstüne neler yazdığını doğrusu çok merak ediyorum. Evet, kitabı hazırlarken hepsini defalarca okudum ama, çoğu artık yaşamayan bu değerleri anmak ve satırlarıyla yeniden buluşmak istiyorum. Kitabın çıktığını değerli dostum Turan Çekinir’den öğreneceksiniz.

             Siz okurlarım da lütfen bu kitabı merakla bekleyiniz. Yeniden bir edebiyat dersine girmiş gibi olacak, yeniden okul yıllarının edebiyat derslerini yaşayacaksınız.

                Sağlıkla kalın…

DİNAR ALBÜMÜNDEN (öyküleriyle) TARİHİ FOTOĞRAFLAR:

ndrtgrcn-8agustos2016 (1)

  • Sağ köşede beyaz boyalı, köşedeki camlı bina Ispartalı Mustafa’nın kahvesi. Tüm çocukluğumda bu kahveyi hiç müşterisiz görmedim. Kahvenin içinde sokağa bakan, Atasağun Eczanesine bitişik bir köşede, benim çocukluk berberim yaşlı, kalın gözlük camlı  Ali amca vardı. Saçlarımı yolar gibi keser, canımı acıtır, sonra da süzde ödül olarak (!) kötü bir kâğıtlı şeker verirdi, o şekeri fırlatır atar, “şeker senin olsun, ellerin kırılsın!” derdim. “Gene beklerim küçük bey!” derdi. Üç beş tıraştan sonra bir daha o berbere gitmedim. Sonra, depreme kadar uzun yıllar berberim Hidayet Sezer usta olmuşt

İki beyazlı binanın ortasındaki çınar ağacı Yaşarın Kahve’nin gölgeliği görevini

görüyordu. Önünde ve içerde sabahın şafağından gece yarılarına dek kahve müşterileri. Ayaktaki kalabalık 1938 On Kasım sabahı

Dinarlıların Ulu Önder Atatürk’ün ölüm haberini kahve radyosundan dinlerken görüntüleri. Arkada köşede çatısı görünen gri renk kepenkli dükkân Şekercilerin manifatura, tuhafiye dükkanıydı. Dükkânın içi bir hoş kokardı, hâlâ burnumda…

ndrtgrcn-8agustos2016 (2)

  • Yine Atamızın ölüm günü, aynı yerde öğrenci ağırlıklı başka bir görüntü.

ndrtgrcn-8agustos2016 (25)

3-   Fotoğrafın üstünde zor okunan “Dinar Cumhuriyet Caddesi Köprüsü” yazılı.

Sanırım istasyona giderken Adliye lojmanlarının bulunduğu bölgedeki Büyük Menderes’in akıp gittiği suyun köprüsü olmalı. (kesin bilen varsa bildirsin)

ndrtgrcn-8agustos2016 (24)

  • Fotoğraf üstü yazı: Ali Çetinkaya caddesi. Kim bilir kaç yıl öncesinin yolu. İki tarafı ağaçlıklı. Yol balçık çamur. Bir tahmin: Benim çocukluğumda bile böyle kötü değildi Santral Park yolu (mu) olmalı? Sanırım 19290’li yıllar olmalı.

ndrtgrcn-8agustos2016 (23)

  • 1950’lili yılların Dinar zahire pazarı. Şimdiki belediye sarayının ve müştemilatının bulunduğu yerdeydi. O yıllarda Pazarın üç yanı fotoğrafta görüldüğü gibi sıra sıra küçük dükkanlarla çevriliydi. İstasyon’dan başlayıp Ilıca’ya giden uzun yol pazarın yanından geçerdi. İçleri buğday, arpa gibi yerli ürünlerle dolu olurdu, çocukluğumda bizim dükkânın tozlu buğday yığınlarından aşağıya doğru kaydığımı, sonra da annemden azar işittiğimi unutamam. Dükkanların bir bölümü belediyeye, bir bölümü de zahire tüccarlarına aitti. 1970’li yıllarda zahire pazarı şimdiki, istasyona ve T: M: O. ne yakın bir sahaya alındı. Bizim Gürcanlar ve Kardeşler (Kitişler) un fabrikaları da bu sahada inşa edildi.

ndrtgrcn-8agustos2016 (3)

  • Eski zahire pazarından başka bir görüntü. Yıl 1937.

ndrtgrcn-8agustos2016 (19)

  • Santral Park’ta Elektrik santral binasının inşaatında 1952 yıl olmalı. Yanımdaki kişiyi anımsayamadım.

ndrtgrcn-8agustos2016 (18)

  • Sağda Nedret Gürcan’ın babası Osman Gürcan, solda büyük amcası Tevfik Gürcan, ortadaki kişiyi tanıyamadım. 1920’li yıllar olmalı. Babamın doğum tarihi: 1900.

ndrtgrcn-8agustos2016 (17)

  • Solda Osman Gürcan ve silâh arkadaşları. İzmir’e giren ilk Türk ordusundan, 1922

ndrtgrcn-8agustos2016 (7)

  • Ayakta Nedret Gürcan’ın amcası Mehmet Gürcan, solda oturan büyükannesi Naime hanım, yanında dedesi Dinar’ın ilk kadısı ve ilk Cumhuriyet Mahkemeleri yargıcı Ali Niyazi Gürcan, kucağında torunu Yavuz, solda torunu Nedret, sağda anneleri Fikriye hanım, önünde torunu Necdet Gürcan, 1934- 1935 yılları olmalı.

ndrtgrcn-8agustos2016 (11)

  • Dinar’da zamanın büyükleri. Tanıdıklarım: Solda Mustafa Kitiş, üçüncü kişi Mestan Atakulu, sağda Sadık Göbekli efendi, üçüncü kişi Osman Gürcan. Bir toplantıda 1940’lı yıllar olmalı.

ndrtgrcn-8agustos2016 (9)

  • Fotoğraf arkası yazıdan: 13. 2. 1940, Adliye Vekili Dinar ziyaretinde, sağ başta eczacı Ali Yakup Atasağun, sağdan beşinci Ali Keskin.

ndrtgrcn-8agustos2016 (10)

13-Dinarlı aynı yaşlarda tüccar ve esnaflar: Solda ikinci sırada Mehmet Gürcan, ortada Nedret’in büyük amcası Hamdi Gürcan, sağda tüccar Hasan Tokyüz ( İki kardeştiler. Ağabeyi Mehmet beydi. Çok çeşitli ürünler satan, çarşının en güzel köşesinde, cadde üstünde büyük mağazaları vardı. Evlerden bir istek varsa anneler çocuklarına “Git oğlum, Tokyüzlerin mağazasında vardır” derlerdi. Anneleri yaşlı bir hanımefendi hep dükkânda oturur, dua eder, tesbih çekerdi) Altta ünlü terzi Şükrü, yanında tüccar Yahya Kitiş (Yahya amca ile ilgili bir öykümü, Cennet kızı) eylülde anlatacağım) Fotoğraf 1940 yılı sonları  olmalı, bunu amcam 1912 yılı doğumundan çıkarıyorum.

14- Tanıyabildiklerim: Solda Mestan Atakulu ve çocukları Hurşit ile İsmet, yanında zabıta Mustafa Kitiş, sağdan dördüncü sırada Ali Kaynak.

ndrtgrcn-8agustos2016 (12)

15- Bu fotoğrafın ortasındaki küçük boylu zat Dinar’ı ziyaret eden bir bakan olmalı. Solda fötr şapkalı savcı Sırrı Kalayoğlu, sağda yukarda tek başına zabıta M. Kitiş.

ndrtgrcn-8agustos2016 (13)

16- Fotoğrafın üstündeki yazı: Karahacılı köyü gezisi. Tarih yok. Solda paltolu kişi İlkokul md. Nazif Uçak, yanında Mustafa Tezcan, yanında Ali Keskin, yanında Celal Toksöz, Yanında başkatip Bekir Kundakçı, köylüler, köy çocukları birklikte

ndrtgrcn-8agustos2016 (14)

  • Zamanın Ziraaat Vekili Dinar’da.

ndrtgrcn-8agustos2016 (16)

  • Cumhuriyet Alanında bir tören.

ndrtgrcn-8agustos2016 (15)

  • Yine Cumhuriyet Alanında bir başka tören

ndrtgrcn-8agustos2016 (20)

  • Fotoğraf tarihi: 9/7/ 1935, Aydın hattını birleştiren Karakuyu İstasyonu!nda makas atma töreni

ndrtgrcn-8agustos2016 (22)

  • Cumhuriyet Alanı karşısında Yaşarın Kahve, aradaki bina Kavas Ali dükkânı, sağdaki bina İbrahim Gönen’in ve kahve önünde müşteri topluluğu

ndrtgrcn-8agustos2016 (4)

  • Fotoğraf üstü yazısı: 23 Nisan 1940 töreninden. Önde tanıdıklarım Ali Keskin, Ahmet Refik, sağda üçüncü Bekir Kundakçı ve memurlar

ndrtgrcn-8agustos2016 (21)

  • Fotoğraf üstündeki zor okunan yazı: Montrö Mukavelesi imzalanması şenlik 21.7.36, önde görünen tanıyabildiğim Ahmet Veziroğlu

ndrtgrcn-8agustos2016 (5)

  • Fotoğraf arkası yazısı: 26 Mayıs 1936, Zehirli Gaz Konferansı hatırası, Dinar

ndrtgrcn-8agustos2016 (6)

  • Dinar Cumhuriyet Alanında bir subay konuşma yapıyor. Kürsünün altında görünen genç Dinar’ın ünlü ailelerinden Dedeoğluların çocuğu Muammer Dedeoğlu

 

Bir açıklama: Bundan önceki yazımda rahmetli kardeşim sevgli Hakkı’ın soyadını “Ezanoğlu” olması gerekirken yanlışlıkla “Ezenoğlu” olarak yazmışım.

Can Ezanoğlu, düzeltilmesi için beni uyardı. Bu yazıda düzelttim, önceki yazıda Web Sitesi çalışanlarının düzeltmesi dileğimdir. Teşekkürlerle özür dilerim.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Hulya_Hollanda dedi ki:

    Ben Dinari buradaki yazilarin tarihi benim yasima gore cok eski olmasina ragmen doya doya Dinarimizi yasiyorum . Dinara gidiyorum gitmeme ragmen icinde bulundugum sure icerisinde Dinari ozluyorum . Benmi yabanci olmusum Dinara yoksa Dinar mi yabanci olmus bize anlamadim gitti ..cok uzucu .

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.