DİNAR İÇİN HAYAL, DÜŞ VE HEYECANIMIZ OLMALI

  • 02 Temmuz 2016
  • 644 kez görüntülendi.
DİNAR İÇİN HAYAL, DÜŞ VE HEYECANIMIZ OLMALI

MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN——-RAİF ÖZTÜRK

DİNAR İÇİN HAYAL, DÜŞ VE HEYECANIMIZ OLMALI

Dinar’ın geçmiş yıllarını özlüyoruz. Bizim için güzel anılar saklayan o günleri özlemekle kalmıyor, çoğu kez de “Eski Dinar”ı öve öve bitiremiyoruz. O özlediğimiz yıllara yeniden dönmek, her birimiz için ayrı güzellikleri saklayan o günleri yeniden yaşamak mümkün değil, bu eşyanın tabiatına aykırı… Ancak eski Dinar’dan daha güzel bir Dinar yaratmak mümkün. Geyikler Kasabası’nın Dinar Köyünden Altın Şehir Dinar’ı yaratanların imkânları bizden çok iyi değildi. Onlar, o günlerin mahrumiyeti içinde hem kendilerini, hem de Dinarlılık şuuruyla, Dinar ilçesini yarattılar. Buradaki “yaratma” kelimesini gelişme, geliştirme anlamında kullanmaktayım. O yüzden sağından, solundan çimdikleyip bir şeyler çıkarmaya çalışılmamalı.

Bugün daha güzel bir Dinar beklentimiz var mı? Dinar için hayalimiz, Dinar için düşümüz var mı? Yani Dinar için hangi düşle yatıyor, hangi düşle kalkıyoruz. Dinar, elindeki imkânları iyi değerlendirebiliyor mu? Hepsinden de önemlisi Dinarlılık şuurumuz gelişmiş mi? Diğer bir söyleyişle Dinarlı olma, Dinar’a ait olma yani, mensubiyet duygumuz canlı mı? Sosyal dayanışma, esnaf dayanışması, mahalle dayanışması var mı? Dinar için söyleyebileceğimiz sözümüz var mı? Dinar için meşveret edebiliyor, ortak aklıda buluşabiliyor muyuz? Dinar için kaygılarımız var mı? Kaygıları paylaşabildiğimiz dostlarımız var mı? Bu soruları herkes ilavelerle artırmalı ve cevabını da kendi vicdanında bulmaya çalışmalı, işin muhasebesini yapmalıdır.

Bana göre ne yazık ki Dinarlılar olarak böyle bir mensubiyet şuurumuz yok. Öyle bizi sürükleyecek hayalin, düşün peşinde değiliz. Bir zamanlar şeker fabrikası hayali ile il olma düşümüz vardı. Kötü de değildi, zaman zaman bu düşü, bu hayali paylaşanlar bir araya geliyor; Dinarlı olduğumuzu hatırlıyorlardı. Fabrika hayali bitince, il rüyasından da erken uyanınca; kendimize güvenimizi kaybettik. Oysa biz de diğer il, ilçelerde yaşayanlar gibi insanız… Bir çiçekle baharın gelmeyeceğini bilmeliyiz. Bir hayale, bir düşe sarılmak; olmayınca da dünyaya küsmek, darılmak… Yok öyle bir şey… Unutulmamalıdır ki; “insan hayal ettikçe yaşar”.  Dolayısıyla yeni hayaller kurmalı, yeni düşler görmeliyiz.

Şimdi sözün özüne gelelim. Dinarlının büyük hayalleri neden yok. Dinarlı niçin güzel düşler göremiyor. Neden kendi yeraltı, yerüstü zenginliklerinin, doğal güzelliğinin, su zenginliğinin önemini kavrayamıyor, neden? Neden bir kent olma, modern şehir olma hırsımız, neden şehirli gibi yaşama çabamız yok. Dinar; tarihi, otantik kültürel değerleri, atılımcı, atılgan ve içinden özlü insanıyla neden kendi değerini bilmiyor? Dinarlı olma bahtiyarlığını neden sosyal ve ekonomik dayanışmanın itici gücü haline getiremiyoruz. Aslında insanımız son derece yaratıcı ve atılgan… Bu güzel meziyetimizi, bir kötü meziyete neden kurban veriyoruz.  Birbirimizin onduğunu, büyüdüğünü, öne çıktığını, daha iyi yerlere geldiğini neden hazmedemiyoruz? Sonra, böyle davranmakla ne kazanıyoruz? Başkalarının, dostların, arkadaşların, hemşehrilerimizin, komşularımızın başarılarını alkışlamayı ne zaman öğreneceğiz.  Dinarlı kasaba kafasını değiştirmeli, Dinarlı kentli olma, kentli gibi yaşama idealinin, hayalinin, düşünün peşinde olmalıdır.

Görünen o ki Dinar Kasaba kalmaya, Dinarlı kasabalı gibi yaşamaya taliptir. Dinarlı kültürel ve ekonomik altyapıyı geleceğimiz adına iyi kullanamamaktadır. Dinar toplumsal bir heyecanı yakalayamamaktadır. Ben, sen anlayışını yıkmadıkça, biz demedikçe kaderimizde pek değişiklik olmayacaktır. “Biz hep beraber Dinar’ız,” dediğimiz gün; hayallerimizin peşine düştüğümüz gün; ya da hayali olanları alkışlayabildiğimiz gün; Dinar daha güzel yarınlara kapı aralamış olacaktır.

“Daha güzel Dinar”, düşüyle cümlenize saygılar… 01.07.2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. DİNARLI dedi ki:

    DİNAR İÇİN DÜŞ VE HEYECANIMIZ OLABİLMESİ İÇİN
    HERSEYDEN ONCE FEDAKARLIK GEREKİR,
    BU BÖLGEDE EN BÜYÜK BENİM VE HEP BEN OLMALIYIM YA BENİM OLSUN YADA KİMSENİN DİYE DÜŞÜNEN ZİHNİYETLERİN OLMAMASI,
    YENİ ÜRETİMLERE, YENİ DÜŞÜNCELERE FIRSAT VERİLMESİ ÖNÜ AÇILMASI,
    AKRABACILIK VE PARTCİLİĞİ BIRAKIP DİNARDAN BAHSEDİYORSAK HEMŞEHRİCİLİK DUYGUSUNUN DAHA BASKIN OLMASI. DİNARDA YAŞAMANIN ANTALYADA, İZMİRDE, DENİZLİDE, ISPARTADA YAŞAMAKTAN DAHA AVANTAJLI HALE GETİRMEK İÇİN NE GEREKİYORSA ONUN YAPILMASI GEREKLİDİR.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.