DİNAR’DA SOSYAL HAYAT (DİNAR KARYESİ’NDEN- DİNAR KENTİ’NE)

  • 27 Ocak 2016
  • 975 kez görüntülendi.
DİNAR’DA SOSYAL HAYAT  (DİNAR KARYESİ’NDEN- DİNAR KENTİ’NE)

DİNAR’DA SOSYAL HAYAT

(DİNAR KARYESİ’NDEN- DİNAR KENTİ’NE)

 

Cumhuriyetten hemen sonra başlayarak 1980’li yıllara kadar altın çağını yaşayan Dinar’ın, “Altın Şehir” diye adlandırılmasında fiziki, ekonomik, kültürel değişimi, gelişimi ve doğal güzelliği elbette etkili olmuştur. Ancak Dinar’lılar ve Dinar’ı bilen Dinar dostları bu tarihler arasında Dinar’ın asıl zenginliğinin, güzelliğinin ve cazibe merkezi oluşunun sebebinin sosyal hayatı ile ilgili olduğunu söylerler.

Dinar ve çevresi, Malazgirt Zaferi’den sonra, akınlarını Batı Anadolu’ya kadar kaydıran Selçuklu uç beyleri tarafından keşfedilen ve Miryokefalon Savaşı’ndan (1176) sonra da küçük küçük köyler kurulan ve yurt tutulan bir Türkmen-Oğuz bölgesidir. Dolayısıyla Dinar, Sultan Mesut zamanından (1116-1155) sonra Menderes Nehri ve çevresinde kurulmuş Türkmen köylerinden biridir.

1800’lü yıllarda Geyiklerin idari merkezi olan Dinar, hâlâ küçük bir Türkmen(Oğuz) köyüdür. Nitekim 1826 yılında Dinar’dan geçen İngiliz rahip ve seyyah Francis Arundell Dinar’ın doğal güzelliklerinden ve efsanelerinden bahseder. Seyyah Arundell, o yıllarda “bir camisinin bulunduğu Dinar Köyü’nün 100 haneden (yani 300-400 kişi) oluştuğunu ve halkının tamamının Türklerden meydana geldiğini” söyler.[1]

Dinar’ın Osmanlılar dönemindeki sosyal hayatıyla ilgili çok şey söylememiz mümkün değildir. Bildiğimiz o ki, İzmir-Aydın şimendifer hattının Dinar’a ulaşmasından sonra, buranın kaderi değişmiş ve sosyal hayatında da büyük gelişmeler olmuştur.

Doğanın insan yaşamında, mizacında etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Su sadece hayat demek değildir. Su aynı zamanda medeniyet, kültür demektir. Dolayısıyla Dinar’ın bu coğrafyaya, suya, suya dayalı olarak kurulan ve çalışan değirmenlere dayalı bir sosyal yaşantısının olduğu bilinmektedir. Nitekim Dinar, Osmanlı’dan aktardığı, örf, adet, gelenek ve görenekleri, zengin kültürel değerleri ile halkın sosyal hayatını yeni rejime aktarmıştır. Osmanlı’dan cumhuriyete taşınan sosyal yaşam ve kültür zenginlikleri, yeni rejimin değerleri ile harmanlanarak “Altın Şehir”i yaratmıştır.

Dinar, cumhuriyet rejimine, buralara gelip yerleşen Oğuz Türklerinin torunlarıyla girmiştir. Bursa Vilayeti Salnamelerinin, Hicri 1324, miladi 1906 yılı yıllığında Afyonkarahisar Sancağına bağlı, Sandıklı Kazası’nın Geyikler Nahiyesi’nin idare merkezi olan Dinar, 250 hanede, 1121 kişinin yaşadığı bir kasabadır[2]. Bu nüfusun içinde, 1889 yılında faaliyete geçen demiryolu sebebiyle, Dinar’a gelen, demiryolunda çalışan, ticaret yapan gayrimüslimler de vardır. Gayri Müslimlerin dışındaki yerli halkın hemen hemen tamamı çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Yerli esnaf ve sanatkâr yok denecek kadar azdır.

Cumhuriyetten hemen sonra, demiryolunun gelişi ile başlayan gelişme ve değişme artarak devam etmiş; gayrimüslimlerin yanı sıra civar il ve ilçeler başta olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinden gelen bir kısım tüccar, esnaf ve sanatkârın Dinar’a yerleşmesi sonucu nüfusta ve sosyal hayatta değişim ve gelişmeler görülmeye başlanmıştır. Nitekim cumhuriyetten sonra 18 Ekim 1927 tarihinde yapılan ilk nüfus sayımında Dinar’ın merkez nüfusunun 2732 kişiye ulaştığı görülür. Bu durum Dinar’ın geliştiğinin göstergesi kabul edilmektedir.

Gelişen Dinar, 1940’lı yıllardan sonra hepimizin hâlâ özlemini çektiği “Altın Şehir” olmuştur. Dinar’ın yeniden altın şehir olması çok uzak ihtimal değildir. Dinar’ın yeniden altın şehir olması en büyük dileğimizdir.

Saygılarımla….  25.01.2016

[1] F.V.J.Arundell, Discoveries in Asia Minor, Vol.I,London 1834.

[2] Vilayet Salnamelerinde Afyonkarahisar-Kadir Kaparan (AKÜ); 1908 Yüksek Lisans Tezi, S.430

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.