KELTELER DEĞİRMENLERİ VE BALIK AVI

  • 04 Haziran 2015
  • 1.787 kez görüntülendi.
KELTELER DEĞİRMENLERİ VE BALIK AVI

lozansariogluavatar

KELTELER DEĞİRMENLERİ VE BALIK AVI

 

Yaşlı olanlar hatırlayacaklardır Kelteler değirmenlerini, şimdiki TAN-SA binasının güney tarafında üç tane değirmen vardı. Suçıkandan gelen ve  gür  akan  su  Suçıkan caddesindeki on kadar değirmeni çalıştırdıktan sonra  Kelteler  de üç büyük değirmenin  de taşlarını  çevirip   ön tarafta bulunan yaklaşık yüz elli metrekarelik havuzda toplanarak, düden suyu ile birleşmek üzere danaoğlu bağına doğru ilerler,yeniyol ilkokulunun kenarından geçerek  saz mevki sine doğru yol alırdı.

Dinar’ın geçmiş yıllarını yazanlar keltelerdeğirmenlerinden hiç bahsetmemişler, Suçıkantoplama havuzu daha yapılmadan Menderes un fabrikasının önünden akıp gelen menderes  nehrisuçıkan  yol boyunca  ondan fazla değirmeni çalıştırarak şimdiki “üçgen park” olarak bilinen  yerden Tansa sokağını  takiben, Akbank’ın  arkasından  TAN-SA binasının güneyinde üç  büyük  kelteler değirmenleri  oluklarına  akar, bu değirmenleri   çalıştırdıktan sonra  üç değirmenin  yaklaşık  yüzelli metrekarelik havuzunu  doldurup   Canefenin bahçesini takiben şimdiki istasyon köprüsünün   olduğu yerlerde kıvrılarak adliye lojmanlarının bulunduğu  binaların önünden,eski mezbaha neye   geldiğinde batıya doğru  yönelir,saz mevki sine kadar bataklıklar içerisinde yatağından   taşarak ilerler  giderdi.

Değirmenlerden birisi Osman Koç, birisi şimdi İzmir’de yaşayan Necmettin Emeklinin Babası Fahri Emekli,diğeri de Abdullah Bilengil’in dayısı macurAdem  tarafından çalıştırıldı.  Zaman zaman müstecirler değişmiş macurSelimenın babası ve Yaşar Karahan’ın (ciciyaşar) babası Ali Karahan tarafından da çalıştırılmıştır.O yıllarda Dinar nüfusu  Beş bin civarında ve halkın çoğunluğu çiftçi olduğu için tarlasından kaldırdığı buğdayı tüccara satar,bir kısmını tohumluk ayırır kalan kısmınıda bu değirmenlerde  bir yıllık yiyeceğiekmeklik  un haline gelmesi için öğütülürdü.Kerteler değirmenleri  İlçe’de oturanların buğdayını öğütürler,köylerden gelenler ise Suçıkan caddesindeki değirmenleri tercih ederlerdi.Kelteler değirmenleri hiç boş kalmaz gece gündüz devamlı çalışırdı.

Radyonun dışında hiçbir eğlencesi olmayan bazı kişiler boş zamanlarında eline aldığı oltasıyla balık avlamak için Kerteler değirmenlerinin önündeki havuzdan avlanmaya başlarlar,  özellikle  taş balığı diye bilinen  yağlı ve bir karışı geçmeyen boyda  balıkların yanı sıra aksazan, kara sazan, çok nadir de olsa   halkın Dişli olarak tabir ettiği turna balıklarının küçükleri  avlanırdı.Balık okadar boldu ki,   tül perdelerden bozma çuval biçimindeki aparatın başına çember şeklinde bir ince demir geçirilir, bir kişi    tarafında suyun kenarına yerleştirilir, diğer kişide bir sopayla  üç beş metre ilerden suyu karıştırarak balıkların torbaya girmelerini  sağlayarak kilolarca balık birkaç saat içerisinde avlanırdı.Geceleri bu suda balıkların hopladığını seyrederdik.Yüzmesini ılıca havuzlarında öğrenmiş olan gençler nadirde olsa burada  yüzdüklerinide görürdük,Fakat çocukların yüzmelerine müsaade edilmezdi,çünkü  su  hem derin  hemde alt kısımlar hızlı akışı nedeniyle  normal bir kişiyi götürebilecek durumda seyrederdi. Çocuktuk fakat aklımız erdiği kadarıyla hatıralarda kalan üç,beş çocuğun boğularak öldüğünü  duymuştum. Hatta Bir defasında değirmenlerin önünde akıp giden  ve menderes nehrinin  çoğunluğunu oluşturan  buraya serinlemek için girmiş iki çocuktan birisi boğularak ölmüş,diğeri   ise  Şimdi İzmir’de yaşayan Necmettin emeklinin abisi Necip emekli tarafından kurtarılmıştı.Kurtulan çocukDinar’lı tüccarlardan Hasan Tokgöz’ün yakınlarından birisi olduğu için Hasan Bey tarafından Necip emekliye bir takım elbise diktirilerek hediye ettikleri söylenirdi.

Suçıkan caddesi  Rahmetli bakkal Orhan gönüllü’nün evinin önünde  başlayan  değirmenler, yukarıda   Menderes un fabrikasının altına kadar devem eden yaklaşık on’dan fazla  suçıkandan  gelen su ile çalışan Değirmenler vardı.Bu değirmenlerde genellikle köylerden buğdayını öğütmek için gelenler tarafından  dolar taşardı.  Hemen hemen  şehrin en işlek ve kalabalık semti bu yol güzergahıydı, seyyar köfteciler, simitçiler,dondurmacılar, manavlar ve kasapları burada görmek mümkündü. Menderesin geçtiği yerlerde büyük kayalar,taşlar olduğu gibi durgun akan kısımlarda vardı. Balıkçılar bu yerleri bildikleri için buralarda bile avlananları görmek mümkündü.O zamanın meşhur balıkçılarından Dinar’ın en eski Fotoğrafcısı  (deli) Ahmet, pazarağasının  Hacı, Sarıların Ömer,  fırıncı Hasan  usta, tekke mahalleli Kocaali bunlar tanınmış balıkçılardı. Olta ile avlandıkları gibi çok    azda olsa bazılarında serpme  vardı,serpme atıldıktan sonra bir keresinde kilolarca balık içine dolar bu   kişiler tuttukları balıkları  eski Cumhuriyet meydanı   şimdiki park olan yer “kara kavağın altı” tabir  edilirdi, buraya getirilen balıklar halka satılırdı.Büyük balık tutmak isteyenler  tek atlı arabalar ile saz mevkiisi denilen şimdiki mezbahanenin olduğu yerlere veya daha aşağılarda Çerkez  köyünün altlarına  kadar inerler buralarda üç- beş ve on kiloluk balık avladıkları  olurdu.

Un öğüttürmekiçin  köylerinden Dinar’daki değirmenlere gelmek isteyenler,  Öküzlerin çektiği kağnı veya çift atlı arabalarla  geceden yola çıkarlar şehre yakın veya uzaklığına göre bir saat ile  yedi, sekiz saatte gelenler olurdu. Getirdikleri buğday çok olursa birkaç gün  değirmende  kalanlar olduğu gibi günü birlik işini bitirenler köylerine geri dönerlerdi. Getirdikleri buğday çok olursa geceyi değirmende,arabalarında yatarak geçirirler, aç karınlarını doyurmak için de helva imalatı yapan  Abdullah Leblebici, veya   helvacı Mehmet özkul’dan alacakları tahin karması, çöğen helvasının yanına  fırından aldıkları  ekmekle karınlarını doyururlar,Köyde yufka ekmeğinden bıkmış olanlar Dinar’a geldiklerinde  fırından aldıkları ekmeği katıksız bile iştahla yerler,köye  de  “fırın ekmek” hediye olarak   götürülürdü. Akşama doğru kasap çocuklarının  tepsiler içerisinde  fırında pişirilmiş nefis   “kızarmış Kelle”  satılmak üzere kelteler  değirmenlerinin  önüne getirilirdi. Bunlardan başka küçük taslara çalınmış yoğurtlar, kaynamış yumurta satanlar,testilerde  su   satan çocukları    buralarda  görmek mümkündü.Şehrin içme su şebekesi  faaliyete geçmediği için halk  evlerinin   su ihtiyacını   testiler,kovalar ile  merkezi yerlerde yapılmış çeşme ve şadırvanlardan temin ederlerdi. Kelteler değirmenlerinde de içme suyu ve  yakında çeşme olmadığı için çocuklar ellerinde  su dolu  testi lerle bardağını bir kuruştan satarlardı.

Rahmetli Ali Veziroğlunun Belediye Başkanlığıyla HidroElektriik santrali devreye girmesi  vesuçıkandan gelen suyun yarısı santrale giden kanala verilmesiyle  değirmenleri çalıştıran suda azalmış oldu, böylelikle değirmenler peyderpey  faaliyetlerini durdurdular, keltelerde bulunan üç değirmende Belediye tarafından istimlak edilerek  buraya şimdiki  PTT caddesi ve TAN-SA  önündeki  sokak   yolları açıldı. Elektrik santralinin faaliyete geçmesiyle değirmenler de yerlerini   elektrikle çalışan un  fabrikalarına bırakmış oldu, Böylelikle Kelteler değirmenleride tarihe karıştı.

SAYGILAR-

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. lozan dedi ki:

    Sevgili Raif Öztürk gençlik yıllarında gazete çıkarıyorken bu tip yazıları okuyucuya aktarabilmek için dağ,bayır koşturarak araştırıp kaleme alırdık.Zevkle yazdığım o yazıları Ayhan Kalkan kutuphanede ciltleyip saklıyordu,fakat kutuphaneden kendini bilmezler tarafında iki cilt birden çalındı ve ne reye gittiğini bulamadık. Bu kelteler değirmenleri de onlardan birisidir, çok az Dinar’lının hatırlayabildiği yerlerdi.Beyendiğinize memnun oldum. selamlarımı sunar gözlerinden öperim.

  2. Raif ÖZTÜRK Raif ÖZTÜRK dedi ki:

    Sayın Lozan Sarıoğlu Abimizi Dinar’ın yerel tarihi ile ilgili bu güzel yazısından dolayı kutluyorum. Eline diline gönlüne sağlık. Saygılarıomla…

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.