NİKÂH TARTIŞMASI

  • 04 Ekim 2017
  • 672 kez görüntülendi.
NİKÂH TARTIŞMASI

NİKÂH TARTIŞMASI

Son günlerde Müftülerinde nikâh kıymalarına yetki verilmesine dair tasarı halindeki yasa değişikliği daha Meclise gelmeden siyasi partilerde olduğu kadar sosyal medya ve bazı kişiler arasında da hem aleyhte hem de lehte müzakereler, münakaşalar sürüp gitmektedir. Nüfus işleri kanununun ilğili   maddesinde yapılması düşünülen Müftülerinde nikâh  akitlerini yapmalarına dair değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğu ise anlaşılmamaktadır.  Belediyelerde bu iş tam manasıyla oturtulmuş akit yapılan salonlarından içerisinin döşenmesine kadar vatandaşa ücretsiz hizmet veriliyorken neden ani  böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğu kafaları  karıştırmıştır.Halkın “hoca nikahı” dediği bir nikah akdi   de dinimizde olmadığı  Diyanet ve İslam alimlerinin fetvalarından anlaşılmaktadır.MEDENİ KANUNUN İLĞİLİ MADDELERİNE GÖRE YAPILAN NİKAH AKDİ HER YERDE GEÇERLİ VE TEKRAR HOCA ÖNÜNDE      İKİNCİ   BİR NİKAHA GEREK OLMADIĞI  BÜTÜN MÜFTÜLER TARAFINDAN ACIKLANMIŞTIR. Burada hocanın görevi ise DUA ETMEKTEN İBARETTİR.

Milletler arası sözleşmelerde 18 yaş altındakiler ( çocuk)     olarak tanımlanmakta 18 yaş altında yapılan evliliklere “erken evlilik” denilmektedir. Erken evlilikler kırsal kesimler ve gelişmemiş yerlerde daha fazla ortaya çıkmaktadır. Bilenler vardır ben yazı işlerinin yanı sıra yıllarca evlendirme işlerinide birlikte yürütmüştüm. O yıllarda köylerden nikah yaptırmak için yoğun talep olurdu,bunların çoğunluğu ise evlenecek olanların yaşlarının  küçük olmasıydı.Türk Medeni kanununun 124.maddesi    “erkek ve kadının 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez “ Demektedir. Önemli durumlarda Mahkemede hakimin kararıyla evlenmeye izin verebilir, bunu bilen vatandaş mahkemeden bir  karar alarak  nikah memuruna getirip yaşı küçükleri de evlendirirlerdi. Son zamanlarda buna  benzer durumlar Dinarda pek yaşanmıyor. Fakat köylerde hala erken evlilikler çoğunluktadır.Ülkemizde erken evliliklerin sosyal,  ekonomik  nedenleri olduğu gibi; aile geçimsizliği,cahillik, baskı ve bazı yerlerde hala “başlık parası”    Adı altında erkek tarafından verilen  para aileye kazanç sağladığı için özellikle kız evlatlar  daha çocuk yaşta  nikah memurunun önüne oturtulmaktadır.

Ülkenin şu günlerde okadar çok sorunları ortada duruyorken Belediyeler tarafından    yapılmakta olan nikah muamele ve akitlerinin Müftülere devredileceği ve  Medeni kanunun  ilgili  maddelerinde  değişiklik  yapılmasına dair öneri  Büyük Millet  Meclisi  gündemine  gelecek  gibidir. Belediye bu işi Cumhuriyet kurulduğu günden beri yürütmekte, aksatmadan,  sorun yaşatmadan bu güne kadar getirmiş ,ayrıca nikah törenlerinde davetli kişilerin toplanacağı salonların  döşenmesi, sandalye,masa ,koltuk ,ses cihazlarının yerleştirilmesi gibi lüzumlu araç ve gereçleri temin ederek akit Yapılıncaya kadar evrak ve muamelenin hazırlanması için bir veya daha fazla memurlarında bu işler için kadrolaştırmış ,   oturtulmuş bir sistemin ne gibi sakıncaları oldu da Müftülere  nikah kıyma yetkisi verilmesi için kanunda değişiklik yapılması gündeme getirildi anlaşılamamıştır.

Müftülüklere bu yetkinin verildiğini varsayalım; müftüler normal binalarda hizmet görmektedir. Nikâh akitlerinin yapılacağı sırada davetliler için salonu nerden bulacak, içinin koltuk, masa, ses düzeni gibi lüzumlu mefruşatları nasıl karşılayacaklar. Bazı nikâh akitleri değişik mekân ve salonlarda yapılmaktadır.Bunların da  bazıları  yemekli ve içkili  olmaktadır .  Müftüler bu salonlara cübbesiyle, sarığıyla benzeri yerlere gidip günde yerine göre 8- 10 nikah akdini ayrı ayrı mekan ve salonlarda  nasıl yerine getirecek. Diyelim ki nikâhları hem Belediye hemde Müftüler kıysın diye bir karar alınacak olursa daha da sakıncalı durumlar ortaya çıkacaktır, bu defa da Belediye nikâhı veya Müftülük nikâhı yaptıranlar diye Milleti iki kısma bölersiniz o zamanda ayrışımlar, gerginlikler ortaya çıkar ki  bu  hepsinden daha olumsuz durumları ortaya çıkarır. Diğer taraftan köylerde ve Kasabalarda Müftü olmadığı yerlerde yine muhtarlar bu işi yapacağına göre bu değişikliğin ne gibi faydası olacak.   Bırakın Hiç  kimseye zararı da, ziyanı da olmayan Nikah akit iş ve işlemlerini şimdi olduğu gibi  yine Belediyeler yürütmeye devam etsinler . Kurulmuş düzeni bozmaya ne gerek var, bu işlere gelinceye kadar yapılacak o kadar çok işler var ki. Diyanet  ve  Müftüler bırakın kendi işlerini yapsınlar . Diyanet işleri;  vatandaşın dini sorularına cevap verecek bilgisayardaki  “SORU CEVAP ”  sitesini bile aylardır  hiçbir çalışma yapmadıkları için yürürlüğe koyamadı, okuldaki öğrenci  ve   gençler malum  olduğu gibi her takıldığı soruyu elinden düşürmediği tablet ve akıllı telefonlara soruyor ,dini konuları da lüzumu halinde   Diyanet işlerinin sitesinden soracak  maalesef  site yaklaşık iki senedir cevap vermediği için çocuk başka sitelere sorusunu sorduğunda yanlış ve eksik cevaplar aldığından bu  yanlış bilgileri doğru gibi algılamak zorunda kalıyorlar. Diyanet bir an evvel bu işi çözümlesin ? kaç kez yazdık, bu konuya değindik,elinde o kadar çok elaman ,maddi olanak olmasına karşın maalesef bir cevap sitesini aylardır  hizmete açamadıkları gibi şimdide, 190  hattını bile “Bakıma alındığı için geçici  hizmet veremiyoruz” Diye kapattıklarını hayretle gördük. Öğrenciler ,öğretmeninin  verdiği dini konuları kapsayan ödevleri bilemediğinde bilgisayarda Diyanet işlerine müracaat ediyor, Vatandaş takıldığı dini sorularına cevabı haliyle Diyanet işleri sitesinde arıyordu,  bu nedenlerden bu sitenin acilen  açılması gerekir.

Diğer taraftan Belediyelerin kıymış olduğu nikâh akitleri kurallara uygun olarak  geçerlidir. Ben yıllarca evlendirme işlerine de baktım o sıralarda da böyle ortaya hoca nikahı, resmi nikah diye  tartışmalar ortaya atılmıştı,ben o sıralarda yirmiye yakın Vilayet Müftülüklerine telefonla,Diyanet işlerine resmi yazıyla sorduğumda hiç birisi  halk tarafından ifade edilen HOCA NİKAHI vardır demedi.  Daha doğrusu islamda “Dini nikah “ diye bir şey olmadığını bildirdiler. Bunları Hayrettin Kahraman hoca da “mukayeseli İslam hukuku “ eserinde de  açıklamıştır.(cilt 1,S. 292 ) evlenecek kişilerin nikahı  mutlaka din görevlisi veya başka bir şahıs tarafından kıyılması gerekmiyor. Görevli memur ve iki adet şahit huzurunda evlenecek kişilerin birbirleriyle evlenmelerine memurun sorduğu“evlenecek misin   sorusuna  “evet” cevabı nikah akdinin yapıldığını gösterir.Burada memurun görevi,nikahın akdi için  gereken şartları yerine getirmek ve bu akdin resmen tescil işlemini yapmaktır. İmamın görevi ise dua etmekten ibarettir.Resmi presedür doğrultusunda kıyılan nikah dinende  geçerli  evlilik akdidir. Buna göre resmi nikahtan sonra dini nikah adı altında  yeni bir nikah akdi gerçekleştirmeye gerek     olmadığı da Diyanet işleri başkanlığının “İslam ilmihali” 2. Cildinde vardır.

Eşinden ayrılan veya kocası vefat eden kadının evlenmek için müracaat ettiğinde iddet müddeti varsa Dinen üç ay, Medeni kanuna göre ise 300  gün  bekleme müddeti vardır.Din görevlisi haklı olarak en çok bu konu üzerinde dururlar,görevli Evlendirme Memuru da bunu bildiği için hiddet müddetini tamamlamayan kadının  nikah muamelesine bile  başlamazlar.   Acil evlendirme yapılacak  durumlarda Mahkeme kararıyla bu müddet kaldırılır.Bazı siyaset adamları bile konuyu Din acısından   olsun medeni kanun yönünden olsun okumadan ,araştırma yapmadan işlerine geldiği gibi yorum yaptıkları için vatandaşın da kafasını karıştırıyorlar.Bırakın Diyanet işlerimiz asli görevlerini yapsınlar.

SAYGILARIMLA.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.