ŞEHİRLİ OLMAK-1

  • 15 Temmuz 2016
  • 521 kez görüntülendi.
ŞEHİRLİ OLMAK-1

ŞEHİRLİ OLMAK-1

Dinar, bir dönem cazibe merkezi oldu. “Altın Şehir” oldu. İnsanları mutlu, huzurlu bir kent oldu. İnsanları aydın, ufku geniş, yeniliklere açık, bir kültür kenti oldu. Sosyal yaşamıyla, ekonomisiyle canlı, heyecanlı, doğal güzellikleriyle, kaldırım kenarlarından şırıl şırıl akan sularıyla ve tertemiz caddeleriyle örnek bir kent, bir şehir oldu.

Bu öyle kolay olmadı. Bunu Dinar’ın yerlileri ile gelecekleri için Dinar’da bir ışık gören; bu ışığa yurdun dört bir yanından koşup gelenler gerçekleştirdi. Dinar’ın yerlileri gelenlerin bağrından itmedi, hoşgörü kucakladılar. Gelenler, rızkını temin ettikleri, bol para kazandıkları, ilgi, alaka gördükleri ve yadsınmadıkları için Dinar’ı çok benimsedi. Emekleri, gayretleri kendilerini mal, mülk sahibi yaptı. Dinar’ın sosyal hayatına, ekonomik hayatına, kültür hayatına katkı yaparak gelişmesine omuz verdiler. Yerlisi yabancısıyla Dinar, ufku geniş, yeniliğe açık, hoşgörü sahibi bu aydın insanlarla büyüdü, güzelleşti, güçlendi ve cazibe merkezi bir şehir oldu.

Şehirli olmak bir anlayış işi, bir yaşayış tarzıdır. Şehirli olmak bir kültür, eğitim işidir. Şehirli olmak aynı zamanda sorumluluğu davranış haline getirmek demektir. Şehrin kendine göre kuralları; kendine göre bir hayatı, hayata bakışı vardır. Şehirli olmak, insana pek çok sorumluluklar yükler. Ortak yaşama alanlarında huzurun, barışın, düzenin sağlanması için özveri ve hoşgörü gereklidir. Şehir hayatına adapte olmak isteyen insan toplu yaşamanın kurallarını bilmek, bu kurallara uymak zorundadır. Dinar, geçmiş dönemde bütün bunları gerçekleştirmiş, başarmış ve bu anlayışla huzurlu bir şehir olmuştur.

Dinar, son 30 yıl içinde üst üste yaşadığı talihsizliklerle o eski özelliklerini kaybetmiş, adeta kaderine boyun eğmiştir. Dinar’da 1975’li yıllardan sonra bir değişim başlamıştır. Dinar’ın yaşam tarzında, kültür dokusunda, insanların olaylara bakışında, insanların iletişim anlayışında, ticari anlayışında, komşuluk, arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde büyük değişiklikler ve yozlaşmalar olmuştur.

1995 Depremi ile daha da artan bu değişim, bugün geçmişin özlemle anılmasına sebep olmaktadır. Bu gün ne yazık ki sosyal yaşamımız donuk, durgun; ticari hayatımız güvensiz; kültür yapımız yozlaşmaya yüz tutmuştur. Dinarlılık şuuru, biz hep birlikte Dinarlıyız anlayışı zayıflamış, komşuluk ilişkilerimiz yok denecek kadar azalmıştır, esnaf dayanışması hemen hemen hiç yoktur.

Dinar’ın kalkınması, Dinar’ın gelişmesi hakkında heyecanımız yoktur. Dinar’ın kültür hayatı, Dinar’ın sosyal hayatı, Dinar’ın eğitim hayatı ve geleceği konusunda kaygılarıyla hop oturup, hop kalkan öncüleri de yoktur. Dinar için yarınlara, ufkun arkasına bakabilen anlayışta insanlarımızda geçmiş tarihlerde kalmıştır.

Dinar bir şehir, bizler de şehirli isek, yerel yönetimden, merkezi hükümetten; eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, Dinar’ın ticari, siyasi öncüleri ve Dinar’ın halkı olarak bir talebimiz, bir isteğimiz olmalıdır. Var mıdır? Yoktur. Dinar şehir, bizlerde şehirli isek; şehirde yaşamanın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukları eksiksiz yerine getirmiş olmalıyız. Öyle midir? Ne yazık ki öyle değildir.

Dinarlı olarak bir kere heyecanımız yok… Sorumluğumuzun bilincinde değiliz. Yeniden hatırı sayılır bir şehir olacaksak, bunu bu şehirde yaşayan bizler gerçekleştireceğiz. Hala belediyenin fabrika yapmasını bekleyen kafa, kimse kusura bakmasın kasaba kafasıdır. Bu konuda köprülerin altından çok sular aktı. Kamu kuruluşları fabrikaları özelleştirme adı altında çoktan elden çıkarıldı. Bu bilindiği halde; hâlâ eski türküyü söyleyerek bir yere varamayız.  Neyi nereden isteyeceğimizi bilecek, bir de üzerimize düşeni yapacağız.

Belediyemiz kıt imkânları ile İstasyon’dan başlayan ve zaman içinde cumhuriyet meydanına ulaşacak olan bir yol projesi başlattı. Kendi bakış açımıza göre eksiği fazlası olabilir, eleştirmek hakkımızdır. Fakat bir de lügatimizde “insaf” diye bir kelime vardır. “Bu yola şu kadar para harcanmış, bunun yerine bir fabrika yapılsaydı,” sözü, hem insaf kelimesini tatile gönderdiğimizin, hem de tarihi, hayatı, sosyal yaşamı, dünyayı ve Türkiye’yi tanımadığımızın ifadesidir. Şehir olacaksak o yol ve o yol gibi hizmetlerle olacağız.

Dinar’ın talihi o yolla açılmıştır. Dinar’ın 1889 tarihinde İzmir-Aydın Şimendifer Hattı’nın son istasyonu olmasıyla; Dinar’da şehircilik anlamında ilk yapılan yol, istasyon-Ulu Cami arasındaki bu yol olmuştur. Aydın İzmir Şimendifer hattının son istasyonu olan Dinar Garı, fiziki gelişimi; fiziki gelişim göç alınmasını ve ekonomik gelişimi; ekonomik gelişim de sosyal yaşantıyı ve kasabanın kültür hayatını geliştirmiştir. Miladi 1892 yılında Geyikler Nahiyesi’ne Nahiye Müdürü olarak atanan Mustafa Şevket Bey, O zaman küçük bir kasaba olan Dinar’da çok ciddi değişikliklere ve hizmetlere imza atmıştır. Bu hizmetlerin en önemlisi demiryolu hattını yapan firmaya İstasyon ile Ulu Cami arasındaki bu yolu açtırmak olmuştur. O tarihte açılan bu yolun, Dinar’ın altın bir çağa yürümesinde ve gelişmesinde önemi büyük olmuştur. O zaman Belediye teşkilatı vardır, fakat yol yapacak yeterli kazma ve küreğe bile sahip değildir.

Belediye Başkanımızın başlattığı istasyon-cumhuriyet meydanı arası yol projesi tamamlandığında, bu yol Dinar’ın yeniden şehir olma gayretine sadece fiziki bakımdan değil, kentli olma anlayışına katacağı yeniliklerle de önemli ivme kazandıracaktır. Bu bakımdan öncelikle şehirli olmayı talep etmeli ve olaylara bu mantıkla bakmalıyız.

Dinar’a fabrika da yapılmalıdır. Ancak bunu belediyeden beklemek haksızlıktır. Belediyeden kendi hizmet alanlarında daha güzel hizmetler beklemek hakkımızdır. Belediye ve diğer kuruluşlar, bir de biz Dinarlılar, Dinar’a özel sektörün fabrika yapması için üzerimize düşeni birlikte yapmalıyız. Belediye Başkanının bu konuda gayret içinde olduğu bilinmektedir. Nitekim bölgemizin en büyük meyve suyu fabrikasının Dinar’a gelmesinde; başkan beyin, ilgili özel sektör yetkililerine gösterdiği ilgi, alaka ve fedakârlığın etkili olduğunu pek çok Dinarlı bilmektedir. Yazımı yine “Dinarlının ilk hayali şehirli olmak olmalıdır” cümlesiyle bitirmek istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. 15.7.2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.