BIRAKIN ÇOCUKLAR ÇOCUKLUĞUNU YAŞASIN

  • 05 Mart 2018
  • 480 kez görüntülendi.
BIRAKIN ÇOCUKLAR ÇOCUKLUĞUNU YAŞASIN

BIRAKIN ÇOCUKLAR ÇOCUKLUĞUNU YAŞASIN

                            Kanunlar düzeni muhafaza toplumda yaşayan insanların hak ve hukuklarını korumak için yapılır. Türk medeni kanununun 124. Maddesi  evlenme  koşullarını düzenler.” Erkek ve kadının 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez.Ancak mahkemelerde hakim olağan üstü durumlarda ve önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş erkek ve kadının  evlenmelerine izin verebilir.Karardan öncede  anne,baba veya vasi dinlenir” diye madde konulmuş ve  küçük yaştaki çocukların erken evlenmeleri  önlenmiştir. Yine Türk ceza yasasının 103. Maddesinde çocukların cinsel istismarcılardan korumak için ağır cezalar koymuş amaç bedenen, ruhen ve yaş itibarıyla gelişmemiş çocukların evlendirilmesinin önüne geçmek ve küçüklerin kanunun ön gördüğü yaşı doldurmadan evlenmeyi yasaklamıştır.

                   Kanunlarımız bu konuda titiz davranarak gerek medeni kanun ve gerekse ceza yasalarında açıkça çocukların evlenmesini engellerken, ne yazık ki toplumda hem de ailesinin onayı ile küçüklerin evlendirildiği ve (küçük gelinler)   deyimi kullanılarak her geçen gün bunların arttığı haberlerde, sosyal medyada, televizyonlarda duymak ve görmekteyiz. Bir gazetenin haberinde ise  diyanet işleri sitesinde yayınlanan bir yazıda (buluğ çağına giren çocuklar dinen nikahlanabilir. Buluğ çağının alt sınırı erkek çocuklar da 12,kız çocuk için 9 olarak belirtilmiştir)Diye yazıyordu. Bu haber üzerine bilgisayar Diyanet sitesini araştırdım, haberden diyanet işleri de rahatsız olmuş ki bir açıklama yapmayı uygun görmüş ve “ Çocuk yaşlarda evlenmeye karşı olduklarını, küçüklerin evlenmesinin doğru bir şey olmadığını) yazdıkları görülüyordu.  Fakat bilgisayar yaygınlaştığı için bazı kişiler sitelerde hiç bir araştırma yapma gereği duymadan dinimize, yasalarımıza ters düşen açıklamalar ortaya atıp kafa karıştırmaktadırlar. Bunlara itibar edilmemeli Böyle durumlarda yine müracaat edilecek yer Kanunlarımız ve Diyanet işleri olmalıdır.

                   Dinar Belediyesinde benim çalıştığım yıllarda yazı işleri yanı sıra Evlendirme işini de birlikte yapıyorduk. O devirlerde köylerden yaşı küçük çocuk denecek yaşta nikâh kıydırmak için belediyeye bize gelirlerdi. Mahkemeden aldıkları kararla küçük yaştaki bu çocukların anne ve babalarının da rızası alınarak nikâh akidleri yapılırdı. Bunların çoğunluğu gösterişsiz gelişmemiş, fiziki durumu evlenecek bir kızı yansıtmaz on iki veya on üç yaşında bir çocuk görüntüsü verdiği için hep şüphe ile bakar evrakları defalarca tekrar tekrar incelerdim. Yaşı küçük çocuklar evlenebilmeleri için bir Avukata getiriliyor, avukat bir dilekçeyle mahkemeye müracaat ediyor. Mahkeme hâkimi, çocuğun durumunun gelişmiş mi diye incelenmesi için Doktordan muayene raporu istiyor, doktor da gelen yaşı küçük çocuğu muayenesi sonucunda kemiklerinin, vücudun geliştiğini evlenebileceğine dair raporu üzerine hâkim mahkemeden evlenme izin ilamı vererek nikâh Memuruna gönderiyordu.  Memur bu karar gereğince evlenecek çocukların evraklarını ikmal ederek anne ve Babasının da müsaadesini alarak nikâhı yapıyordu. Fakat yukarıda da söyledim ya  evlenecek  bu namzetler hiç de gelinlik bir kızı  yansıtmaz  çelimsiz,gösterişsiz  en çok 12 yaşında bir çocuğu anımsatırdı.  Fakat mahkemenin  verdiği  karar ilamı bize getirdiklerinde  biz evlenecek kişilerin  fiziki durumuna bakmaksızın nikah akdini yapar  nüfusa  da  gerekli bilgiyi gönderirdik.

                           Küçük yaşta evliliklerin bütün sorumlusu evlendirilen bu oyun çocukları değil cahil Anne ve Babalardır. Çünkü iki aile anlaşarak küçükleri evlendirmeye karar veriyor bu karardan evlenecek olanların en son haberi oluyor, bu şekil evlenmelerde özellikle başlık parası ön plandadır. Kızın ailesine çok yüklü miktarda  para verilerek bu evlenmeler gerçekleşmektedir. Bu evlendirmelerde para alınmadan  kati suretle küçük yaşta  kız verilmez. Dinar köylerinde de bunlar eski zamanlarda çok yaşanmıştı şimdi çocuklar uyanık, bilinçli anne ve baba kızına “biz seni falan çocuğa verdik” sözünü artık dinlemezler kanısındayım. Bu çocuklar  Televizyon seyrediyor, arkadaşlarıyla her konuyu konuşuyor ve ellerinde cep telefonlarıyla sosyal medyada görüyor, okuyor ve soruşturma yapabiliyor. Eskiden öylemiydi erkek çocuğu ancak  askere gittiği zaman köyden çıkardı kız çocuklarının çoğunluğu o köyde doğar, evlenir şehir yüzünü görmeden ölür giderlerdi.Anne , baba çocuğun haberi  bile olmadan söz kesme yaparlar daha çocuk doğar doğmaz bir tanıdığın çocuğuyla  söz kesimi “beşik kertmesi” iki aile arasında aile büyükleri tarafından  yapılarak evlenme sözleşmeleri bebekken verilen vaatler karşılığında yapılır, çocukların yıllar sonra haberi olurdu. Adından da kolayca anlaşılacağı gibi daha çocuklar beşikteyken birbirleriyle ilerde evlenmek üzere nişanlanırlardı. Kertme sözcüğü bir nevi işaretlenme, nişan olayı olarak bilinir çocuklar büyüdükçe o köyde herkes bu nişanı duyar ve o kızı kimse istemezdi. İki aile arasında hediyeleşmeler artar, kurban bayramlarında oğlan evi kız evine süslediği kurbanlık koç göndermesi bir gelenek haline gelir, kız evi de bunun karşılığını yapar dostlukların pekişmesi sağlanırdı. Kızın birden bire gelişmesi ,birde güzelliği varsa diğer gençlerin dikkatini çekmeden hemen evlendirilmesi için hazırlıklar yapılır bu kişiler daha çocuk yaşta  sözlüsü ile   nikahı  yapılır acele  evlendirilirdi. Çocuk daha da küçükse mahkemeden karar alamayacaklarını bilen  anne ve baba hoca nikahı ile işi bağlar kanuni  resmi nikahsız evlenme gerçekleşirdi.

                           Kanunu bilmeden medeni kanunun ön gördüğü koşulları taşımadan tamamen ailelerin  iyi niyetleriyle evlendirilen çocukların  doğum için hastaneye geldiklerinde hastane polisi tutanakları sonucunda erkek çocuk mahkemeye sevk edilmesiyle ağır cezalar almakta ve yıllarca ceza evinde bir  cehalet yüzünden yatmasıyla  bazı ailelerde  yuva yıkılıp, dağıldığını ve  bu yüzden işlenen  cinayetler bile olduğunu geçmiş zamanlarda gördük. Bunları önlemek için küçük yaşta çocuklara söz kesmemek, nişanlamamak, beşik kertmesi gibi örf ve adetlerden kaçınmak gerekir. Daha da önemlisi koklamaya kıyamadığımız masum kız çocuğumuzu oyundan, okuldan alıp”başlık parası” adı altında yabancı ellere bir eşya gibi satılmasına karşı çıkmak, yapanları da uyarmak şayet uyarılar aileler tarafından galeye de alınmazsa ilgili mercilere şikâyet edilmesiyle Bu konu tamamen ortadan kalkacaktır. Bırakın çocuklar  çocukluğunu yaşasınlar.  

SAYGILARIMLA.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. A.Hakan ERDOĞAN dedi ki:

    Lozan Bey bu yazınızda toplummumuzda kanayan bir yarayı çok güzel işlemişsiniz sizi ilgiyle takip ediyoruz.SAYGILAR.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.