Dinar’ın Unutulmayanları

  • 01 Ekim 2018
  • 698 kez görüntülendi.
Dinar’ın Unutulmayanları

DİNAR’IN UNUTULMAYANLARI 

 

                                        (Bayram Ali Veziroğlu)

                                             Ve diğer başkanlar

 

            Birkaç yıl önce bu sayfalarda Dinar’ın mimarı, 1947-1954 ve 1968-1973 yıllarının unutulmaz, efsane belediye başkanı Bir Masal Adam diye andığım, yakından tanıdığım ve yanında bir dönem belediye başkan yardımcılığı yaptığım rahmetli Bayram Ali Veziroğlu’nu yazmış, anlatmış, fotoğraflarını yayımlamıştım. 1973’de ölümünden sonra da yeni seçime kadar o kutsal makama belediye başkan yardımcısı olarak ben oturdum.

                                                           ***

            Şimdi, yine unutulmazdan 1954- 12.12.1955 ‘de yakından tanıdığım Dinar’ın unutulmaz belediye başkanlarından,’ Ali Rıza Karakaya’ yı da yazmak istiyorum.

            Yine, yakından tanıdığım Dinar’a Belediye Başkanı olarak hizmet veren Ahmet Veziroğlu, Şemşettin Şener, Celal Toksöz, Mehmet Dedeoğlu, Fevzi Başyiğit, Kadri Veziroğlu, Y. Yener Emeksiz, Turay Yılmaz, Muhammet Yıldırım, Mustafa Tarlacı’yı da bu vesile ile anmak isterim.

            Yine, yakından tanıdığım evlerimizin ve bahçemizin komşusu olan 1960, 61, 63, 81, 83, 84 yıllarında hem kaymakamımız hem belediye başkanımız olan Macit İskenderoğlu, İbrahim Ayrılmaz, Sebahattin Durakoğlu, Halef Cevrioğlu, Hürmüz Gökalp ve Mahmut Esen Beylere… Aralarında rahmetli olanlara Tanrı’nın rahmetiyle nurlar içinde yatmalarını, yaşayanlara da saygı ve sevgilerimi sunar, sağlıklı bir yaşam dilerim.

  

  • TARİH 22 Ekim 1964, İnönü Başbakan. Dinar heyetini kabul ediyor. Solda ayakta Ali Rıza Karakaya, solda oturan oğlu Ogan, yanında bendeniz, Paşanın sağında Kemal Özsoy, solunda Ismaıl Yılmaz, Afyon Milletvekili Şükrü Yüzbaşıoğlu, Afyon Milletvekli Asım Yılmaz öbür Dinarlılar ve Haydarlılı partililer.

         İnönü tiren penceresinde yanında Ali Rıza Karakaya ile halkı selâmlarken

 

                                                           Bir parti hastası

                                               ALİ RIZA KARAKAYA

 

            Ben Ali Rıza Karakaya ağabeyi iyice tanıdıktan sonra onu hep “Bir Parti Hastası” olarak andım ve düşündüm.Ve ben O’na hep “ağabey” derdim; sizlere O rahmetliyi şimdi A’dan Z’ye dek anlatacağım… sanırım bana hak vereceksiniz.         

            Ali Rıza Karakaya Abi’nin fazla bir öğrenimi yoktu. “Ben halk üniversitesi mezunuyum…” derdi. Fazla parası da yoktu. “Sofrası olan adamın parası olmaz!” derdi.

Hem parti hem belediye işleri onundu. Particiliği belediyeciliğinden üç beş adım öndeydi. “Ben olmasam da bu sokaklar süpürülür, ama Ankara bensiz olmaz, renksiz kalır” derdi. Rıza Karakaya Abinin yerine bir yenisi gelmez, benzeri az bulunur CHP hastasıydı.

Lafebesiydi, günün 25 saati (!) parti konuşurdu. Atatürk ve İsmet Paşa’yı ezbere bilirdi. Ben ona “Abi siz çenenizden eskiyeceksiniz” derdim. Çenesini tutardı, gülerdi…

Pratik zekâ küpüydü, çok kurnazdı. Kimileyin “karınca ezmez” olur, insanları severdi. Yeri geldiğinde de tehlikeli bir silindir olurdu. Kasılarak yürür, “Neden?” diye sorulduğunda “Adam anlar onu karıştırmayın!” derdi. Yüzü dıost ve rakı meclisinde güler, bazen de bazı şeylerden öfkelenir adam dövecekmiş gibi olurdu…

  • Ankara, İsmet Paşa’nın köşkünde Ali Rıza Karakaya, eşi, İnönünün eşi Mevhibe Hanımefendi ve konukları.

Maksim Gorki hayranıydı

Belediye başkanlığı yıllarında hemen hemen hiç kamulaştırma yapmadı. Nedenini sorduğumuzda şöyle yanıtlamıştı: “ Kulaklarım sağır olsaydı, anasını beller, ovaya çavirir, dümdüz ederdim Dinar’ın her yerini; bende kendine sövdürecek göz var mı?” der savunurdu.

Ona kitaplar verirdim. Ünlü Rus yazarı Maksim Gorki’nin tüm kitaplarını okudu. Kendini Gorki’ye ve bazı Rus yazarlarının kimi kahramanlarına  benzetirdi… Kitaplığımdan onun hoşlanacağı yerli ve yabancı kitaplar verdim, okudu, anlattı, teşekkür etti…

Kendini bir ölçüde Maksim Gorki’ye de benzetirdi. Çocukluğunda fırıncı çıraklığı yapmış. Evlerden gelen hamur tepsilerinin üstündeki gazete ve mecmua sayfalarını okuyarak okuma ve düşünme zevkine ulaştığını söylerdi.

Bir yığın siyasi senaryoları vardı. Sabaha değin uyumaz çoğu kez o senaryolaraı belleğine kaydeder, gelir bizlere anlatırdı. Ah! Türkiye eline geçse neler yapmazdı neler?

“Bu ülkenin düzelmesi için, ben dahil nüfusun yarısına adamlığı öğreteceksin!.. derdi. O yıllarda bir de Aziz Nesin’le tanışsaydı, ah! Yüzde ellilik oranı nereye  kadar yükseltirdi kim bilir?!

            Öyle günlerden bir gün büroya oflaya poflaya geldi, içkiliydi, kime bozulmuştu söylemedi.? “Rakı da olmasa ne halt ederdik yavu…Gerekli dersi vermekten geliyorum” dedi.

Rıza Abi, çeşitli vesilelerle arada bir içki içerdi. Yıllar yılı ben onu hiç sarhoş görmedim. İçkiyi güzel içip, durulması gereken yeri de bilirdi.

            CHP Kurultaylarının gediklisiydi. Kurultayda yapacağı konuşmanın konusunu tasarlar, notlarını alır gelir bana okurdu. Sonra daktiloya çeker, ayna karşısında hatiplik provaları yapardı. Gerçekten güzel ve etkili konuşurdu. Bence hatipti; ama konuşmasının bir yerinde kendini tutamaz, sözle ortalığı hem alkışlara hem kahkahalara boğardı.  

  • Tarih: İnönü Dinar’a giriyor, Gürcanlar evinin önünde . 28. Kasım 1958, sağında Ali Rıza Karakaya

 

  • Ismail Rüştü Aksal ve sağında Karakaya, partililer.

           

             Kasım Gülek’in evinde

            O yılların en koyu Kasım Gülekçisi’ydi. Bir Kurultay öncesinde Ankara’da beni Kasım Gülek’in evine götürmüştü. Beni “Şairimizdir” falan diye tanıttı. Kasım Bey Ali Rıza Abiyi severdi. Rıza Abi, bir ara Kasım Gülek’e siyasi taktitk dersleri (!) verdi. “Yap bu dediklerimi Sayın Gülek, ben halkın içinden geliyorum, göreceksin ilk seçimde anam avradım olsun başbakansın!..”

            Ziyaret sonrası Gülek’in ikram ettiği çıkolatalar kurtlu çıkmıştı . “Ben bunun hesabını bir gün O’na sorarım” dedi. Birkaç yıl sonra Ankara’da yine buluştuk. Meclisteydik, hiç fütur etmeden, “Kasım Bey, evinde hâlâ o kurtlu çikolatalar duruyor mu?” diye takılmıştı. Gülek elinin sıkılığı ile ünlüydü. Güldü geçti…

            Ali Rıza Karakaya Ağabey’in kendisini dinleten bir konuşma biçimi ve havası vardı.

            “Geçen gün Ankara’da İsmet Paşa’nın köşkündeyken … Paşa’ya dedim ki…” ile başlardı söze. “Bizim Kemâl Satır, ‘ Gel Karakaya, sen bu Meclis’ e gerekli adamsın, bir seçilsen senin bakan olman işten bile değildir!..’demişti. O bunları anlatırken orada bulunanlardan birisi “gık” desin ya da gülsün, adamı perişan ederdi. Söz dağarcığı Türkçede bulunmayan yüzlerce sözcük, deyim ve kibar sövgülerle dolu olurdu…

           

            Pazarcıya dedikleri:

            Bir gün, kendisini tanımayan gezginci bir pazarcıyla Dinar pazarından alacağı bir şey pazarlığa tutuşmuş. Pazarcı olmayacak fazla bir fiyat söylemiş. Karakaya’da düşük bir fiyat vermiş, pazarcı “Senin anan güzel mi?” demiş. Bizim ki durur  mu: “Güzel lan hıyar, n’apcan benim anamı sen ?” demiş. “Anam Karabayır’da (mezarlık) yatıyor, seni bekliyor! Annadın mı?” Sonra da çakmış tokadı, adamın kasketi bir yana gözlüğü bir yana…

 

            Milletvekilliği adaylığı:

            Tam üç kez milletvekilliği için Afyon’dan Dinar adayı oldu. CHP ilçe başkanıydım.

Kazansın istiyorduk, Meclis’e girsin… Kazanmasının yollarını arkadaşlarla tartıştık. Çok-bilmiş oluğu için her defasında benim söylediklerimi göz ardı etti. Kendi taktiklerini kullandı. Tam üç kez kıl payıyla seçileceği sıradan bir alta düştü. Biraz da sanşsızdı. Seçilemedi ve tüm moralini ve varlığını bu uğurda yitirdi. Varlığı da ancak onu geçindirecek durumdaydı.

Daha sonra birlikte Ankara’ya gittik. Genel Merkez’den tanıdığımız “büyükler”den kendisine uygun bir iş vermelerini isteyeceğiz. Zaten Ankara’da benden fazla siyasetçi tanıdığı vardı. Onların yanında kendisini incinmiş hissediyordu. Milletvekiliğini kaybettiğini de biliyorlardı. Ama çaresizdi; “Lütfen ıyi bir iş” dedik. “Peki” dediler. Belediye Başkanı’na haber vermişler.

Ankara Belediye Başkanı Halil Sezayi Erkut Bey  bizi kaldığımız otel lobisinde ziyarete geldi. Ünlü Barikan Oteli’nin barında viski bardakları önümüzde… Başkan Beye isteğimizi bildirdik. Biraz düşündü, duraladı ve “Geceleri sinemalarda kontrollörlük (!)” önerdi. Önerdiği adam üç kez milletvekili adaylığı bir kez de belediye başkanlığı yapmıştı. Ve de huyu da böyle küçümsemelere karşı berbattı. Ayağa kalktı, Başkan’a” Siz beni ne sanıyorsunuz Halil Sezai Bey, ben harım danası gibi oradan oraya gezecek olsam, benim burada ne işim var? Gider kendi çayırımda otlarım! Etimi yiyecekse bari bir şahin yer, karga değil!..” dedi.

            Viski bardağının altını önündeki masaya öyle bir vurdu ki, tüm bar müşterisi bizim masaya döndü. Halil Sezai Bey geldiğine pişman oldu. Başkan’la otelin merdivenlerini indik, arabası beliyordu. Birkaç dakika Ali Rıza Bey’in çok iyi bir insan ve çok iyi bir partici olduğunu, belediye başkanlığı yaptığı için sizin öneriniz onu üzdü ve kızdırdı…diyerek özür diledim.

            “Sorun yok, anladım” dedi. Bizi makamına da davet etti. Bara döndüğümde Rıza Ağabeye davet işini söyledim. El salladı, “Ayağımın altına halı serse gitmem beni ne sanıyor” dedi. “Çok öfkelendin, daha sakin olabilir, ya da hiç tavır takınmazdın, duymazlığa falan gelirdin” dedim.  “Daha ne diyecekti yavu? Görmedin mi ağzından ossurdu!”

            Rıza Abi’nin söz dağarcığı ve yüreği her yerde, çok şeye karşı hep dolu olurdu.

            Neyse, düşkırıklığı içinde ilçemize döndük.

           

            Ünlü sanatçılarla Dinar’da lokantada tanışma:

            1950’li 1960 lı yıllarda Şairler Yaprağı dergisi yayımlanırken beni ve Dinar’ı merak eden edebiyatçı arkadaşlarım Ege’ye Akdenize giderlerken ya da özel olarak beni ziyarete gelirlerdi. Bunlardan çok yakın  dostum ünlü yazar Tarık Dursun K. zaman zaman Dinar’a beni ziyarete gelirdi. Rıza Karakaya Abi Tarık Dursun’a büroda rastladı, belediyeye davet etti. Bir saate yakın şundan bundan konuşuldu. “Tarık, Rıza Abi’nin hoşuna gitti. Bir yanıyla bana benziyor, yanında dikkatli konuşmak gerek” dedi. Doğruydu, Tarık da her münabetsiz olay ve konuşma karşısında duramaz ya öksürür, ya da iğneli bir tavır takınır, susardı… Tarık Dursun K. Ali Rıza bey için ayrılırken şu cümleyi sarfetti “ Feşmekan Belediye BaşkanıVe de müthiş bir espri kaynağı…Sana toz kondurmuyor ama yine de dikkat et!” dedi.”

            Sanırım, 70’lı yıllarda ünlü şair Cemal Süreya da ziyaretime geldi Dinar’a. Bir akşam Hakkı’nın lokantasında içki sofrasında kalabalık bir dost topluluğuyla beraber olduk. Ali Rıza Ağabey, o gece çok doluydu, anlattığı siyasi olaylardan kaynaklanan ne varsa sıralamaya başladı.Masadakiler  ve  Cemal Süreya gülmekten kırıldılar. Cemal Süreya kulağıma eğildi, “Nedret, dedi, bu zat bana bu gece ilâç gibi geldi.” dedi.  Sonra ekledi, “Bu adam bir halk üniversitesidir. Ben bir de bundan mezun olmak isterdim. Nedret bu fırsatı değerlendir, bir kitap yaz…” dedi.

           

            Ölmeden bir gece önce:

            Ölmeden bir gece önceydi. Evinden telefonla aradı. Sanki vasiyet eder gibiydi. Şundan bundan konuştuktan sonra bana “Sen bazen umutsuzlaşıyorsun. Bu parti bize Atatürk’ten, İnönü’den kaldı. Atatürk’ü okuyarak, dinleyerek, yaşamını, kahramanlıklarını öğrenerek, fotoğrafları masamızda, evimizin duvarlarında. İnönü için de aynı şeyleri söyleyeceğim. Ben İnönü’yü hem Ankara’da köşkünde, hem Dinar’da sizin evde konukken çok yakından gördüm, tanıdım. Daha ne isterim. “

            “Biraz rahatsızım. Yatıyorum. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Sana tavsiyem hamam kapısı gibi iki tarafa açılan, bal bıçağı gibi iki taraflı kesen adamlardan ben çok çektim. Sen bu gibileri tanı ve dikkat et. Bir de senden isteğim ilk seçimde adaylığını koy, Ankara’ya Meclise’ gir…””

 

                                                                                                                                                                                                                     ***

 

            Sesi yorgun ve kısıktı. İçki sonrası konuşmalarından biraz farklıydı.

            Ne bilecektim, evi evimize 100 -150 metre uzaklıktaydı. Koşar giderdim.

            Keskin zekâydı, partisi canı kadar  değerli ve kıymetliydi.…Dostlukları da…

 

            Sabahleyin:  Ali Rıza Abinin de oturduğu makamın kıyısına bağlı belediye hoparlörden bir ölüm ilânı yayımlanıyordu:

            İnanamadım. Evin bütün pencerelerin açtım. Gerçi cami 100 -150 metre yakınımızdaydı. Ama nasıl inanırdım? Daha dün oturup parti sohbeti yapmıştık. Gözyaşlarımı tutamadım.

            O’nun bir sözüyle yazımı bitireceğim. Zaman zaman:

            “Benim bir cennetlik gövdem var; bir de kelleyi azimim…” derdi

            Umarım Ali Rıza Abi, şimdi Cennettedir…

                                                           ***

Ali Rıza Karakaya Fethi Acar’ın ve Belediye Başkanımz Saffet Acar’ın dayılarıdır:

            Sevgili arkadaşım rahmetli Fethi Acar ve Dinar’ımızın iki dönemdir başarılı Belediye Başkanı olan, zaman zaman Saffet Acar’a “ikinci Veziroğlu” da diyorum. Dinar’a hizmetleri, kültür ve edebiyata katkıları kutlanır ve unutulmaz bir değerdir Saffet Acar’ın… Ayrıca çok başarılı bir sanayicidir. Ali Rıza Karakaya Fethi ile Saffet Acar’ın dayılarıdır.  

            Sevgili Saffet Acar’a bir genel seçimde milletvekilliği önermiştim. O buna da değerdi. Ama yeniden Dinar’a hizmet etmek istedi. Belki iyi de yaptı. Dinar’ın birçok hizmet boşluklarını doldurdu. Ege’ye ve Akdeniz’e giderken Dinar’dan geçen sanatçı dostlarımdan belediye başkanımız için övgüler aldım. Sevindim, mutlu oldum.

Önümüzdeki yerel seçimlerde de Dinar’a bir kez daha kucak açmasını isterim, dilerim. Daha çok genç, milletvekilliği ile Dinar’a hizmet yine Saffet Acar’a nasip olsun Dinar Saffet Acar’a sahip çıksın isterim.

                                               ******

           

            Bir özür: Omurilikteki bir rahatsızlığım nedeniyle yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Bundan sonrası yine yazmağa çalışacağım. Değerli okurlarıma selâm ve saygılar…

                                                           *****

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Emir Ömer YILMAZ dedi ki:

    Her gün siteye sizin yazınız var mı diye bakıyorum. Bugünkü yazınızı da bir çırpıda okudum. Sizin gibi bir değerin ilçemizden yetişmesinin gururu içerisindeyim. Sağlıkla..

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.