SULARIMIZ HER GECEN YIL AZALIYOR

  • 26 Nisan 2018
  • 841 kez görüntülendi.
SULARIMIZ HER GECEN YIL AZALIYOR

SULARIMIZ HER GECEN YIL AZALIYOR

              Dinar yaşayanlar her gün veya haftada bir menderes yatağındaki ve düdenden gelen suları görüyorsa suyun azaldığını fark edemezler, ancak aylarca buralara bakmayıp sonradan göz atanlar hemen suyun her gecen yıl içinde azalmakta olduğunu fark edeceklerdir.  Yaz aylarında bu durum daha belirgin bir şekilde yansımakta dere yatağında su seviyesinin yarı yarıya düştüğü izlenmektedir.  Diğer taraftan billur gibi akan su kanallarının içerisine eline ne geçerse atanlar olduğu müddetçe bu güne kadar menderesin kurumadığına şükretmemiz gerekir.

              Dinar ve çevresindeki çiftçilerimiz tarla ve bahçesini suçıkandan gelen, incirli düden , ılıca ve azda  olsa yer altı  kaçaklarından sulamaktadırlar.  Sandıklı çiftçileri   ise yerin altına  onlarca  metre inerek  motorlarla su çekmektedirler.  Yel altındaki suların böyle emileceğine göre, “  yer üstündeki sularımızda azalma olurmu?”  diye sorduğum, Bu işi bilen uzman bir arkadaşın cevabı şöyle oldu:”tabii  yer altındaki sular çekildikçe elbette ki yerüstünden akan  Menderes başta, diğer pınarların suyu azalır  veya kurur” demişti.

           Suçıkanda beş yıl  evvel su hakkında oturup konuştuğumuz uzman arkadaşımın tespitini   artık   göstermeye başladığını üzülerek görmekteyiz.  2004-2009   yıllarında  Dinar Belediye  başkanlığını yürüten  tarlacının en büyük hatalarından biri Ilıca yüzme havuzu ve yanında bulunan suyu içilen bu yerleri kiraya vererek üzerlerine inşaat yaptırılması,diğer taraftan Düdenden çıkan su başının da aynı koşullar  da kiraya verilerek su kaybına sebep olmaları  menderes nehir  suyunun azalma  başlangıcı    olduğunu  uzman  arkadaşıma anlatmıştım  ,onunda verdiği cevapta bu suların  azalmasına  yönelik durumu aynen yansıttığını görmekteyiz. Bir taraftan Sandıklı  çiftçilerinin  tarlalarına  çekilen yeraltı suları, bir tarafta Ilıca ve düden suyunun çıktığı yerlerin evvelden kiraya verilmesiyle üzerine yapılan olumsuz inşaat ve suyu yok edecek  kiracıların bilinçsiz  çalışmaları güzelim Menderes nehri bu güne kadar nasıl oldu da kurumadığına  şükretmemiz gerekir. Fakat en büyük tehlike Uluköy cevresindeki  termik santralin faaliyete geçtikten sonra  başlayacak.Santral kullanacağı suyu yerin yüzlerce metre  altına girerek çekecekler bırakın tarla,bahçe  sulamayı halen içmekte olduğumuz suyu bile korkarım ki  bulamayacak duruma  geleceğiz.

                      Ben yakın bir akrabamın tunç bilek termik santralinin Müdürlüğünü yaparken ziyaret için ve  O yıllarda Belediyenin Tunç bilek kömürünü çeken kamyonların sıra  sorununu çözmek ve öncelik verilmesi için de sık sık  buraya gittiğimden termik santrallerinin yakın çevrelerine ve  orada  yaşayan insanlara ve doğaya  ne kadar zarar verdiğini gözlerimle gördüm. Dinara bağlı birkaç köyün altındaki  kömürü değerlendirmek için o günün Enerji Bakanı Taner yıldız bu yöreye bir termik santrali kurmayı ve santralde köylülerden işsiz olanların çalıştırılacağını söyleyerek köylülerin ağzına bir parmak bal   çalıp bu yöreye ne kadar zarar vereceğinden hiç bahsetmemiştir. Santralin kurulma haberine ilk defa  ben karşı çıkarak  o günlerde yazmış olduğum  makalemden bazı satırları burada sizlerle de paylaşmak istedim.

O yıllar yazmış olduğum makalemden  bir bölüm :

“12/ eylül 1980 den sonra Belediye Başkanlıklarına Kaymakamlar bakıyordu. Dinar’ın kışlık  yakacak kömürü tahsisli olarak Belediye kamyonlarıyla Tunç bilekten çekiliyor, Giden kamyonlar sıraya tabi tutulduğu için günlerce beklemek mecburiyetinde kalıyorlardı. O yıllarda çok yakınım olan kişi Termik Santralinin  Müdürlüğünü yapmaktaydı. Kamyon sırasını kaldırtmak için Kaymakamla veya yalnız Tunçbilek’de  bulunan  Müdürü ziyaret ederdik. Gittiğimiz makam arabası iki saat dışarıda kaldığında arabanın üzeri  bir parmak kül olur, şoför silmekten usanırdı. İçme suyu içilmez, havası sisli, teneffüs edilemez, bacalardan  çıkan dumana benzer  görüntü tamamen  yanan kömürün külü ile karışık zehir olduğunu öğrendik.Ağaçlardaki  yapraklar yanık gibi  hal almış olduğundan yeşil görünmüyordu.Yanan kömürün kül’ü  havadan  teleferikle bir kilometre kadar santralden  uzak bir bölgeye döküle döküle büyük bir dağ oluştuğunu gördük. Bu kül dağı  üzerine tonlarca toprak dökülerek ağaçlandırdıklarını söylediler, ancak ağaçlar tutmamış, onlarda sararmış ve  kararmış  olduğunu izledik. Bizim Menderes nehri kadar akarsu geçiyor Tunçbilekte,suyun rengi irin gibi, bir gün o nehrin berrak aktığını görmedik. Bununda nedeni; santralde soğutma ve buhar elde etmek için yapılan çalışmalarda suyun bu renkleri aldığını söylemişlerdi. sonraları Ankara’da daire Başkanlıgıda yapan Müdür ile geçen Kurban bayramı  Ankara da yaptığımız sohbetlerde bizzat Dinara yapılacak termik santrali hakkında çok sorular sordum  verdiği cevaplar maalesef hiç iç açıcı değildi.

Dinar’ın çok şeyleri elinden alınmış, hak ettiği yatırımları alamamış olabilir;  Fakat şükürler olsun HAVA ve SU’yu kaybolmayan en önemli  varlıklarımızdır. Bunları da Termik santralinin kurulmasına göz yumup,  boynumuzu bükerek kaybetmek istemiyoruz. Çünkü Termik  santrallerinin  kurulduğu bölgelerde     bacalar ne kadar yüksek olursa olsun,  filtre de  takılsa rüzgar hareketlerinin etkisiyle zehirli   gazlar çok  geniş alana yayılarak;  hem insan sağlığı ve hem de bitkiler için büyük tehlikeler oluşturduğu   bilinmektedir. Bölge insanının geçim kaynağı olan başta pancar olmak üzere sebze ve meyvecilik yok   olacaktır.  Doğa olaylarıyla bitki örtüsüne,  sulara ve havaya karışan zehirli atıklar hayvanların telef     olmasına, İnsanlarda doğrudan KANSER  vakalarına sebep olduğu  bu santralin kurulduğu yerlerde sık sık görülmüştür. Yatagan , soma,Afşin ve Tunçbilek’de yaşayan ev hanımları pencere açamaz,çamaşırını dışarıda kurutamazlar. Bu sıkıntılar yalnız Santralin kurulduğu yerlerde yaşanıyor sanmayın kilometrelerce  çevresine zarar veriyor ve KANSERE davetiye çıkarıyor.

Kömürün çıkarılacağı Çevre Köy ve Kasaba halkı da bu konuda  yavaş   yavaş    bilinçlenecektir,ama Dinar halkı santralin kurulmasına sıcak bakmaz . Çünkü    Dikici  Köyünün fasulyesini,keklicek köyü  üzümünü, yoğurdunu artık yiyemeyecektir. İçmekte olduğu  eldere  köyü suyunu düden ve suçıkan  kaynakları zehirlenecek ve beklide kuruyacağının bilinci içindedir.  Şehir içerisinde  birçok  kollara  ayrılarak  cadde ve sokaklarda şakır şakır sesler çıkararak akıp giden  suların seslerini duyamayacak, güzel görüntüleri artık  izleyemeyeceklerdir.Büyük Menderes nehrinin berrak akışını göremeyecek ve tertemiz havası kirleneceği için termik santralinin bu yöreye yapılmasına Dinarlılar karşıdır.”

                      yukarıdaki tespitler nüksetmeye başladı menderes nehri ,Ilıca ve düden Suları son yıllarda  azalmaya  başladığı bir gerçektir. Yaz aylarında bu durum daha da belirgin bir şekilde görülmekte Su seviyesi yarı yarıya azaldığını başta Belediyemizin içme su personeli  yaz aylarında daha iyi izlediklerini söylemektedirler. Bu değerlendirmelere göre, susuz kalma tehlikesinin çanları artık  çalmaya başlamış oluyor. Birde termik santralinin kurulması, faaliyete geçmesiyle daha da çok suya ihtiyaç duyulacaktır. Su bulabilmek içinde ovanın yüzlerce metre altına  inerek topladıkları suyu santralde kullanacağından, Dinardan çıkan ılıca,  Düden kolları kuruyacak bırakın tarla,bahçe sulamayı Dinarlı içeceği eldere  içme suyuna  bile muhtaç duruma düşecektir.  Bu termik santralinin Dinar ve cevresine hiçbir katkısı olmaz fakat çok büyük zararları olacağı kesindir.En önemlisi de HAVA ve SU’ yunun   kaybolup yok olacağıdır.

SAYGILAR

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Kişi Doğrulama Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.